22 Temmuz 2009 Çarşamba

Özledim seni ama ya Sen???


Sevgilim’e

Uzaktasın benden,bu beşinci gün…Öyle alışmışım ki varlığına,pazartesi akşamı iş çıkışı evlerimin yollarını şaşırdım.Sana gelecektim,son anda kırdım direksiyonu doğru yöne.

Sonra uykularım bölük pörçük,o erkenden uykusu gelen kız ben değilim sanki.Bilirsin hiç sevmem sensiz uyumayı.Geceleri yatmamak için binbir bahanem var şimdi.

Akşam yedi de telefon çalacak,ben gelmek üzereyim,ne yiyeceğiz bu akşam diye soracaksın diye bekliyorum ama telefon çalmıyor ,sen sormuyorsun aşkım.

Ne iş yerinde ki didişmelerini,ne benim bitmeyen dertlerimi dinleyecek kimse yok.Yeni çektiğim fotoğraflar öyle öksüz sen gel de bak diye bekliyorlar.İşe gitmeye bile bahanem yok,akşam olunca seni göremeyeceğimi bilirken hiç istemiyor canım çalışmak.

Yani anlayacağın ben burada sensiz öksüz ,sensiz yetim,sensiz kimsesiz,tatsız ,tuzsuz bir insanım.Yavan kaldım.

Az önce mesaj yolladım sana,sensiz bu geceler hiç çekilmiyor,özledim diye…

Cevap gelmedi……!

Ama ya sen sevgilim,bensizken beni özlüyor musun,durduk yere kokum geliyor mu burnuna,uyku uyumak senin içinde zor mu bensiz.Benle konuşmayı özledin mi?Beni özledin mi sevgilim?

Benim cevaplarını bilmediğim sorularım var sende,bir türlü aşamadığım,üstesinden gelemediğim,sebebini bilmediğim,gizli,gözle görülmez bir boşluk var sanki aramızda.Bazen öyle korkuyorum ki,bir gün gelip gideceksin diye,tüm bunlar meğer bir aldatmacadan ibaretmiş diye.

Neden bu kadar pahalı sevgi sözcüklerin bana karşı,duyamayacak mıyım hiç senden beni sevdiğini,oysa dünya üzerinde beni en mutlu edecek şey senden duyacağım iki kelime;

‘Seni Seviyorum’

Söylenmedikten sonra hissedilene neye yarar ki yürekte ki sevgi!!!

Seni Seviyorum Sevgilim….

21 Temmuz 2009 Salı

A-Ş-K’ın Halleri


Siz hiç aynı anda birinden hem nefret edip hem de deli gibi sevdiniz mi?

Siz hiç aynı anda iki kişiyi sevdiniz mi?
Siz hiç kendinizin hiç bitmeyen bir oyunun içinde sürüklendiğini düşünüp,durduk yere zırıl zırıl ağladınız mı?
Siz hiç evli birini sevdiniz mi?
Siz hiç,hiç görmediğiniz birini sevdiniz mi?
Siz hiç,bir gece bir sokakta durup,hiç yaşanmamış bir aşkı kendi beyninizde yaşatıp tükettiniz mi?
Siz hiç reddedildiniz mi?
Siz hiç,durdurmadan günlerce hastalıklı bir şekilde tek bir kişiyi düşünerek yaşamayı denediniz mi?
Siz hiç sevdiğiniz için kendinizden vaz geçtiniz mi?
Siz hiç,sevginiz için sabretmeyi öğrendiniz mi?
Hiç kelimeler boğazınızda düğümlendi mi?
Hiç yapmak istediklerinizin tam aksini söylediniz mi?
Aşk için en fazla ne yapabilirsiniz?
Sevdiğiniz için en çok neden vazgeçebilirsiniz?
Gerçekten sen mutlu ol yeter diye bir şey var mı?
Sizin hiç iki yatağınız oldu mu?
Siz ayrıldığınız insanları silmeyi becerebildiniz mi?
Hiç sevgilinize sormak istediğiniz soruları,cevaplarından korktuğunuz için soramadığınız oldu mu?
Siz hiç kendinizi yenik,bitik,çaresiz hissettiniz mi?
Hiç boyun eğdiniz mi?
Hiç yenik düştünüz mü kendinize?
Hiç biz olmayı becerebildiniz mi?
Hiç ikiyken bir olabildiniz mi?
Siz hiç ‘hiç ‘oldunuz mu?


Peki ya siz hiç aşık oldunuz mu?

19 Temmuz 2009 Pazar

Bir Küçük Şiir...


Okan Bayülgen'i severmisiniz bilmiyorum ama beni çok etkledi...Durup durup dinliyorum...O da beni alıp alıp götürüyor İşte bu yüzden olsa gerek sizlerle de paylaşmak istedim.Umarım beğenirsiniz.Bu arada yandaki fotoğrafta bana ait :)İsteyen bunun içinde yorum yapabilir.:)


Not: Bu arada bana destek olan,şans dileyen,benim için dua eden herkese tekrar tekrar gönülden teşekkür ederim.Herşey gayet güzel geçti,dualarınız sayesinde....




17 Temmuz 2009 Cuma

Bana ŞANS Dileyin....Lütfen!


Merhaba,

Bu mektubun sahibi okuyan herkes...Aslında şu an sadece biraz gevşeyebilmek için yazıyorum.Belki sonra hiç huyum olmadığı halde silebilirim bile...

Çok ta vaktim yok üstelik.Sadece biraz morale ve iyi şans dileklerine ihtiyacım var.Uzun süredir hazırlandığımız bir seminer ve katılabilmeyi umduğum benim için çok önemli bir toplantı var yarın,beni bekleyen.Seminerde ingilizceden türkçeye çeviri yapmam gerekecek ve bu beni biraz geriyor....Diğer toplantıyı hiç sormayın bile...

Lütfen bu yazıyı bugün yada yarın okuyan herkes benim için iyi dileklerde bulunsun,inanıyorsa dua etsin...Bu özensiz yazı için hepinizden özür dilerim ama gerçekten şuan size ihtiyacım var;sesimi her kim duyuyorsa...

Sevgiyle kalın....

5 Temmuz 2009 Pazar

Küçük Bir Hikaye…


Kadıköy – Eminönü vapurunda bir kız,bakışları uzaklarda .Belli kafası başka bir diyarda.En sevdiği şairin dediği gibi;

O yıllarda kafam karışık,çantam gibi

Karnemde sevinç bir ,aşk iki…

Kafasında iki adam;biri aşk biri belki saplantılı bir tutku.

Tutku;reddedilmiş olmaktan mı ,hayran olmuş olmaktan mı,ulaşamamış olmaktan mı belli olmayan adını koyamadığı bir tutku.Üstünden bunca zaman geçmiş olmasına rağmen hala ne zaman karşılaşsa ellerini terleten,kalp atışlarını hızlandıran bir büyük tutku.Hiç yaşamadığı türden,halbuki görmemiş hiç yüzünü,tutmamış hiç elini,tenini bilmez teni,yabancı dudaklarının tadı..

Aşk;aslında o daha çok bir büyük sevgi diyor ona;tutkuyu kovalarken bulmuş onu.Önce kaçmış ölesiye gene yanacak canı diye,sonra durmuş düşünmüş.Hayatında hiç yapmadığı bir şeyi yapmış,ölçe biçe bir ilişkiye başlamış.Zaman geçmiş,zaman onları güzelleştirmiş,ellerinden kurulan bağ,kalplerine ilerlemiş.Birbirlerini tanıdıkça sevmişler,sevmeyi öğrenmişler.Hani kötü şeyler daha çok bağlar ya insanları birbirine,öyle olmuş onlarada.Kız, durgun denizim demiş adama,fırtınadan yorulmuş çünkü,bırakmış bedenini bu durgun ,güvenli denizin içine….Ama aklı hala ara ara Fırtınalı Tutkusunda…

İşte öyle düşünüp durulmuş ara ara;bir kez görse belki bitecek bu içinde ki tüketemediği,adını koyamadığı,şekillendiremediği his.Ama adam razı değil görüşmeye.Belki korumak istiyor kızı belki her ikisinide.Görüşseler belki daha çok yanacak kızın canı,belki o an bir şimşek çakacak,fırtınalı sulara ,durgun denizlerden bir yol açılacak ve kız arada bir yerde kalacak.Halbuki beklemeye gelmez ki adı aşksa bekleyenin.

Öte yandan kız mutlu,belki hiç olmadığı kadar dengede,huzurlu.Bozmak istemiyor ki ilişkisini,adını duymak bile ürkütüyor ayrılığın.Kız seviyor durgun denizini,ölesiye seviyor hem de.Her gün ilişkinin bir adım daha ileriye gittiğini görmek onu sevindiriyor.Bazen yokluyor kendini acaba alışkanlığa mı döndü hisleri diye.Ama yok ,hala bazen bir duruşu,yada bir bakışı gülümsetmeye yetiyor kızı.Zaten sevdiğine de en çok gülmek yakışıyor….

Vapur yavaş yavaş iskeleye yanaşıyor,gökyüzü bulutlu,güneş küsmüş gibi bugün İstanbullulara.Kız yerinden doğruluyor,sırt çantasını yükleniyor.Elinde fotoğraf makinesi,telefonu çalıyor,arayan durgun denizi.Aşkım diyor seni çok özledim.Unutuveriyor diğer adamı,fırtınasını.Fazla yükselince patlayan uçan balonlar gibi,yok oluveriyor aklının semalarından.

Kararlı adımlarla iskeleye doğru yürüyor.Sonra birden geri dönüp,yolcularını boşaltan vapura bakıyor.Zaman diyor mırıldanarak,zaman herşeyin çaresi.Nasıl kabuk bağladıysa yaram,silinir gider de.Ama bir gün ,muhakkak bir yerde karşılaşacağım onunla diyor.Bir şeyi çok istersen olurmuş ya ,olacak o yüzden diyor.Sonra tekrar önüne dönüp ,çocuklara has,yarı telaşlı yarı mutlu adımlarla uzaklaşıp kayboluyor…

Yazarın Notu:Fotoğraf bana ait…Konu bana ait değil,desem bana inanacak mısınız bilmem.Ama kesin söyleyebileceğim tek şey;bu hikaye tadında ki mektup sahibini bulsun diye yazılmadı.Öylesine yazıldı … Sevgiyle Kalın…J

1 Temmuz 2009 Çarşamba

Kafası Karışık


İki saattir bilgisayarın başına gelip gidip baktığım bu boş sayfaya ne yazacağıma karar verebilmiş değilim.Biraz sıcaktan biraz kafamın karışıklığından ne yazacağımı bir türlü bilemedim.Yani açıkcası yazasım gelmedi bir türlü ki bu bana çok sık olmaz.Benim hep söyleyecek bir şeylerim yazacak hikayelerim olmuştur.

Bu aralar psikoloğumu özlüyorum,annemi özlüyorum,babamı özlüyorum.Karamsar olmamak istiyorum,mutlu olmak için adeta çırpınıyorum ama çözümlerini bilmediğim sorunlar var ve benden büyük olan ,gücümün yetmediği şeylerden korkuyorum.Korkunca da sığınmak istiyorum.Anneme,babama,psikoloğuma,doğruluğuna inandığım birilerine.Ama bu kez de güçlü yanım,gururlu yanım devreye giriyor.Bu yerde yatan,yenik insan sen misin,kalk çabuk ,toparlan,sen bu değilsin,kimse görmesin bu bitmiş halini diyor ve ben,çocukken yaz akşamları annem çağırınca oyundan dönermiş gibi isteksiz boynu bükük tekrar hayata karışıyorum.

Bazen adımın yanlış konulduğunu düşünüyorum,benim adım hüzün olmalıydı belki de,hep bir yanım hüzün oldu çünkü.İçimde bir yerlerde bir parçasını taşıdım ben hep.

Beni bunaltan şeyin ne olduğunu biliyorum aslında,yerimde başka biri olsa çoktan kurtulmuştu bu durumdan muhtemelen.Ama ben ,yapamıyorum işte,Aklım başka şey diyor ,vicdanım ayrı.Demeklede kalmıyor bu ikisi hiç durmadan konuşup,yiyip bitiriyorlar beni.En çok ta yalnız kalınca…Birden bire ortaya çıkıp,başlıyorlar tartışmaya…Uzlaşmıyorlar da bir orta noktada,tam bir karar çıktı diyorum,birden bire değişiveriyor her şey,yeniden başlıyorlar tartışmaya..Yiyip bitiriyorlar beni…Bu kez devreye zaman giriyor ,hadi onun ellerine bırakalım her şeyi,o temizler her şeyi,bilir en iyisini diyorum.Ama buna da ben razı gelemiyorum bir türlü.Bu seferde iç sesim diyor ki;sen genç değilsin ki…Zaman ki en değerli şey,boşa harcama onu,senin yerine karar vermesini bekleme,bırakma kendini onun ellerine,o ki hissettirmez kendini,çok ta yumuşaktır geçişleri ama gün gelir bir bakarsın ona bıraktığın için karar vermeyi haddinden fazla şey kaybetmişin…

Yani sizin anlayacağınız ben kararsız,ben karamsar, ben bu aralar köşeye sıkışmış bir haldeyim.

Belki en iyisi uykuya sığınmak,çocukken odam da hayaletler var sanır bu yüzden bir türlü rahat uyuyamazdım.Sonra bir gün bir düş kurdum;Bir erkek ,bir kadın iki rüya perisi geldi karyolamın başucuna,tuttular beni kollarımdan,gittik birlikte düşler ülkesine…Herşeyin güzel olduğu o ülkeye.Bu düşe o kadar inandım ki,başım ne zaman sıkışsa rüya perisini çağırdım,yıllar geldi geçti ama rüya perisi beni hiç bırakıp gitmedi.Belki eskisinden az ama gene de ne zaman istesem geldi,götürdü beni düşler ülkesine.Unuttum bende dertleri,kederleri,o ülkede…Belki bu gecede çağırsam gelirler gene…Ne dersiniz????

Kafası fazla karışıktan not :Endişelenmeyin delirmiyorum,sadece aklımın iplerini fazla serbest bıraktım…

26 Haziran 2009 Cuma

İyi Ki Doğdum;Bak Şimdi 30 Oldum


Doğumumdan 30 sene sonra ilk defa istediğim gibi patırtısız,gösterişsiz,yapmacıklıktan uzak bir doğum günü kutladım.Kendimi tüm akşam için bir program yapalım diretmelerine ‘HAYIR’ dediğim için kutluyorum.Öyle ya uymamız gereken 6 madde var artık.Her ne kadar iç sesim acaba ayıp mı ediyorum,kırıyor muyum insanları diye sorsa bile ondan daha kuvvetli bir ses hayır asıl olan senin ne istediğin demeyi bildi.

Bugün tüm gün boyunca doğum günümü kutlayan herkes ,sadece gerçekten içinden geldiği için yaptı bunu ve işte bundan ötürü şu an çok mutluyum.Kimse saçma bir kutlama sebebiyle yapmacık davranışlar sergilemedi ve bende bu davranışları görüp insanlardan tiksinmedim.Ama arayıp,soranlar,bir şekilde bana ulaşanlar içinde bir iki satır yazmadan edemeyeceğim;

Kimi ta çocukluğumdan,kimi ilk gençliğimden,kimi okuldan,kimi iş hayatından,kimi yakın geçmişimden,kimi anılarımdan,kimi zaten yanı başımdan ama hepsi kalbimin içinden;bugün bir şekilde beni anımsayıp iyi dileklerini ileten herkese çok teşekkür ederim.Umarım bundan sonraki yaşlarımı da hep sizinle alırım…

Bu arada söylemeden edemeyeceğim;tüm gün boyunca arayıp 30’lar kulübüne hoş geldin diyen tüm arkadaşlarımın yanıldığı bir konu var…Ben yaşlanmıyorum sadece yaş alıyorum…İçimde ki çocuk hala okul öncesi çağda ,avazı çıktığı kadar bağırarak oyunlar oynuyor,zaman zaman beni de dahil ederek…

Sevgiyle Kalın...

SAYAÇ

Sitenizesayac.com