29 Temmuz 2009 Çarşamba

Türkiye’de Kadın Olmak – Ben et parçası değilim,alınıp,satılmam????


Bu sabah sevgili arkadaşım Öykü’nün bloğunda onun bir arkadaşının başından geçen tatsız bir olay ve bu olaya yapılmış olan yorumları gördüm ve sinirden köpürdüm.Dolayısıyla dehşet yoğun olmama karşın.Öykücüğümden de izin alarak olayı Sahibine Mektuplara taşıdım.Aslında bir mana da konuyu başka bir noktaya taşıdım.Türkiye’de Kadın Olmak…

Kendi çocukluğumda çok fazla baskı gördüm ama annemin gördüklerinden az ve sandım ki benim çocuklarım daha azını görecek,yani toplum bilinçlenecek.Ama öyle değil.Ne toplumun kendisi ne toplumu yönetenler toplumun bilinçlenmesini istemiyor çünkü.Kadın hala bir meta…Hala bir eşya,kendini korumaktan aciz,suistimale açık,cinsel bir obje.Hala bize dayatılan iyi kadının görevlerine bir bakalım;

İyi yemek yapar

Temizlik yapar

Ev işleri ile ilgilenir

Çocuk yapar ve yetiştirir

Bekarken erkek kardeşi ve babasına evlenince kocasına itaat eder.

Şimdi çoğunuz itiraz etti değil mi?Nereden çıkarıyorum ben bunları diye,Reklamlardan…Güzel ülkemin reklamlarında hala türk kadınları kaynanalarının camlarını daha temiz bulduğu için mutlu yada ışıl ışıl parlayan mutfak gereçlerini gören türk kadını bundan müthiş keyifli.Reklamlarda kadınlar temizlik ürünlerinde,bebek mamalarında yada gıda ürünlerinde kullanılıyor.Hem de öyle rezilcesine ki…İş kadını figürü bile koşa koşa evine dönüp ,çocuklarına yemek yapmakla sorumlu….

Toplumun zihnine bir kadın ve bir erkek yan yana gelirse yalnız sevişebilir imgesi yerleştirirmiş ve çoğumuz bunun farkında bile değiliz.O yüzden babalarımız tüm çocukluğumuz ve gençliğimiz boyunca erkek kardeşlerimize müsaade ettikleri her şeyden bizi korumaya çalıştı.Çünkü biz erkeklerle bir araya gelirsek ‘sevişiriz hatta kandırırıp sevişiriz ‘ ki bu da aslında bizim kendi irademizin olmadığının başka bir kanıtıdır.

Kız çocukları büyürken ,kendisine bin bir tane ayıp öğretiliyor.Cinsellik ayıp,bu konu hakkında düşünmek,dile getirmek büyük ayıp,hatta regli olmak bile ayıp!!!Yani kadına cinsellik yasak.Evlenince de (tabii bu kadar psikolojik baskıdan sonra vajinismus gibi bin tane rahatsızlığa sahip olmazsa) kocasının tanıdığı sınırlarda serbest.O yüzden bizim kadınlarımızın % 90’ı hayatları boyunca bir kere bile orgazm olamıyor.Çünkü cinsellik bir zamanlar yasaklanmış olan beyninde şimdi sadece yapılması gereken bir görev….!

Aslında bir manada kadın hiç büyümüyor.Evlenene kadar babası yada erkek kardeşleri,evlendikten sonra kocası velisi.Kendi iradesi,kendi aklı yok…

Ama kadınlarımız da bunu kabullenmiş durum da.Razılar yani bu duruma.Erkeklerini kendilerinden yukarıda görmekten gizli bir haz duyuyor gibiler.Aslında bilinç altları bunu onlara yaptıran ama farkında değiller.O yüzden değil midir ki kadın cinselliğini bir silah gibi erkeğe karşı kullanır.O yüzden değil midir ki kendi isteğiyle girdiği bir cinsel ilişki sonucu beklentileri karşılanmazsa kullanıldığını iddaa ediyor.Neden ?Bilimsel gerçekler der ki cinsel ilişki esnasında kadının aldığı haz daha fazladır.O zaman erkek ,kadın tarafından kullanılmış olması gerekmez mi?

Alın size bir örnekte işyerlerimizden;eğer iş yerinizde sinirli bir kadın varsa,ya regli dönemi gelmiş diye dalga geçeriz,ya bunun acil evlenmesi lazım diye.Hatta eğer evliyse işi ilerletip kocasının cinsel gücünde sorun var heralde bile deriz.Kadın biraz daha yaşlıysa,sinirli olmasının tek sebebi olabilir ;menapoz…

Güncel hayattan mı örnek istiyorsunuz;yalnız yaşayan bekar yada dul kadınsa ;potansiyel hayat kadınıdır.Üstelik para vermenize bile gerek yoktur ona.Evine giren her türlü erkek,sevgilisidir.Eve elektrikçi çağırsa onunla bile birlikte olabilir.Yani yalnız yaşayan kadınsanız tek yapabildiğiniz şey ;sevişmektir.

Abarttığımı düşünenleriniz mi var.Kendi hayatımdan örnek vereyim.Son 5 senedir yalnız yaşıyorum.Üstelik Erenköy gibi nezih sayılabilecek bir semtte.Ama eve ilk taşındığım dönem kapıcı dahil bir çok apartman sakini tarafından adeta sorguya çekildim.Eve gelip giden herkes takip altındaydı.1 senenin sonunda bana o ana kadar hiç gülümsememiş kapıcımız sırıtarak ,sen iyi kızsın eve gelip giden erkek pek yok dedi!!!Bu ne cesaret!!!

Şimdi bu yukarı da yazdıklarımı okuyup,beni aforoz edecekler olacaktır.Olsun!Zihniyetimizi değiştirip bize dayatılanları görmediğimiz müddetçe Türkiye’nin gerçekleri de değişmeyecektir.Maalesef kadınlarımızı okutmak,ekonomik özgürlüklerine sahip olmalarını sağlamak ta yetmiyor.Asıl mesele yüzyıllardır bu milletin beynine şırınga edilmiş bu zihniyeti değiştirmekte…

Sevgiyle Kalın…


Not:Bahsi geçen yazıyı okumak isteyenler aşağıdaki linkten Öykü'nün bloğuna ve yazıya ulaşabilirler.

http://beyazkedi-silbastanbaslamakgerekbazen.blogspot.com/2009/07/herkesin-bi-derdi-var-durur-icerisinde.html

27 Temmuz 2009 Pazartesi

Başak Mutfakta - Size Pancake Yaptım…:)


Hemen hemen hepimiz için Pazar kahvaltısı özeldir.Tüm aile bir araya toplanır,özenli hazırlanmış sofralarda sohbet ederek uzun kahvaltılar ederiz.İşte bende hem bu sebeple hem de bugün kuzenimin kısa tatilinden dönüşü nedeniyle ilk kez pancake yapmayı denedim.Bence çok ta güzel oldu.O kadar güzel oldu ki bu yapması kolay kahvaltılığı sizlerle de paylaşmak istedim.Önce tarifi;

1 Su bardağı Un

1 Su bardağı Süt

1 yumurta

½ Paket Kabartma Tozu

1 çay kaşığı şeker

1 tutam tuz

Gelelim yapılışına;Kabartma tozu hariç ,tüm karışımı mikserle çırpıp 1 saat buzdolabında bekletiyoruz.Sonra kabartma tozunu da katıp tekrar çırpıyoruz.Bir teflon tavanın içersine biraz yağ koyup kızdırdıktan sonra ,bir kepçe yardımıyla pancake ‘in içinden tavaya döküyoruz.Pancake’in ortasında kabarcıklar görünce ters çevirip diğer tarafını kızartıyoruz.İç bitene kadar işlemi tekrarlıyoruz.Krepi andıran Pancake’in üzerine ister reçel gibi tatlı ister de peynir gibi tuzlu gıdalar koyarak yiyebiliriz.

Afiyet olsun,bir Pazar sizleri de beklerim :))))

Sevgiyle Kalın...

24 Temmuz 2009 Cuma

Sahibine Mektuplara Dair – Mektubunuz Var!!!


Dünden bu yana iki farklı düşünce beynimde dönüp duruyor.Aslında ikisi de birbiri ile ilgili,ilintili.

Sahibine mektupları sizlerle buluşturalı neredeyse 1,5 yıl oldu.Bu 1,5 yıl içinde hayatlarımızda bir çok şey değişti.

Bazen küstüm uzun süreler bloğa yazmadım,bazen yazacak bir şey bulamadım,bazen yazarak kafamı dağıttım,bazense kaçış yolunu Sahibine Mektuplarda buldum.Diğer blog yazarları içinde aynı mı bilmiyorum ama Sahibine Mektuplar benim için bir çocuktan farksız.Ne de olsa bir aşk çocuğu o…

Ama enteresan olan başka bir şey varsa hiç tanımadığım bir çok insana ev sahipliği yapan Sahibine Mektuplar ailem tarafından aforoz edildi.Kimi hiç girmemeyi tercih etti,kimi çok fazla yadırgadı,kimi özel hayatımı sizlerle paylaştığım için beni suçladı…

Belki bana kızacaksınız ama ben aile bağlarına inanmam.Belki annemi ve babamı erken yaşta kaybetmemden kaynaklı ama benim için sevgi kalpten kalbe bir bağdır ve o bağın kurulması için ille de arada kan bağı da olması gerekmez.Öyle insanlar girer ki hayatınıza kardeşinizden daha yakın olur size.Bazıları anneniz olu verir,kimileri babanız.Sığınırsınız onlara en dar anlarınızda.

İşte düşünce buradan yola çıktı,çünkü ben en dar anlarımda beni daraltan neyse Sahibine Mektuplar’a yazarım.Yani sizlerle paylaşırım.

İşte bu yüzden Sahibine Mektupları bunca zaman hor hakir gören ailemden ailelik ünvanlarını alıp bu gece sizlere dağıtmaya karar verdim.Dağıtım şekline gelince;

Öykü – Biricik küçük kardeşim (Onun yeri çok ayrı bende)

Uykusuz – Dayım J (Kendi dayılarım da İzmir’de ve onları çok anımsatıyorsun bana)

Papatya –Şu aralar Türkiye’nin keyfini çıkardığına eminim –ablam

Erkan – Karamsar ve Mutlu adam – Kuzen (Gerçek kuzenlerimi çok severim bilgin olsun)

Ali İkizkaya –Sizi tanıyalı çok az oldu ama nedense daha ilk bakışta ilk hissettiğim şey sizde,saygı ve yaşanmışlık .O yüzden evin büyük abisi

Verago – Onunla hem hemşeri hem de burçtaşız. – Kuzenim

Tarki – Gezgin adam –erkek kardeşim

Umarım kimse kızmaz,neredeyse herkes birbirini tanıyor zaten.Aslında ben bunu biraz yüzlere tebessüm olsun,aileme de kıssa dan hisse olsun diye yaptım.Hayatta bazı ünvanları hak etmediğimiz halde kazanıyoruz ve maalesef değerlerini hiçbir zaman bilmiyoruz.

Gelelim ikinci konuya ;geçen gün Sahibine Mektuplar’a adsız biri pek de hoş olmayan,beni tanımayan birinin yazmaması gereken şeyler yazdı.Bende olabildiğince kibar bir şekilde uyarmaya çalıştım.Ama sonra ya tanıdığım biriyse ve mecburen ismini saklama ihtiyacı duyuyorsa diye düşündüm.Sansüre karşı olduğum için kendi bloğumda da yorumlara engel koymadım.Umarım mecburen ismini saklama ihtiyacı duyarak bana ulaşmaya çalışan birinin kalbini kırmamışımdır ve gene umarım suistimal edilmiyorumdur.Ben böyleyim işte,önce yapar,sonra üzülürüm….

Sevgiyle Kalın….

22 Temmuz 2009 Çarşamba

Özledim seni ama ya Sen???


Sevgilim’e

Uzaktasın benden,bu beşinci gün…Öyle alışmışım ki varlığına,pazartesi akşamı iş çıkışı evlerimin yollarını şaşırdım.Sana gelecektim,son anda kırdım direksiyonu doğru yöne.

Sonra uykularım bölük pörçük,o erkenden uykusu gelen kız ben değilim sanki.Bilirsin hiç sevmem sensiz uyumayı.Geceleri yatmamak için binbir bahanem var şimdi.

Akşam yedi de telefon çalacak,ben gelmek üzereyim,ne yiyeceğiz bu akşam diye soracaksın diye bekliyorum ama telefon çalmıyor ,sen sormuyorsun aşkım.

Ne iş yerinde ki didişmelerini,ne benim bitmeyen dertlerimi dinleyecek kimse yok.Yeni çektiğim fotoğraflar öyle öksüz sen gel de bak diye bekliyorlar.İşe gitmeye bile bahanem yok,akşam olunca seni göremeyeceğimi bilirken hiç istemiyor canım çalışmak.

Yani anlayacağın ben burada sensiz öksüz ,sensiz yetim,sensiz kimsesiz,tatsız ,tuzsuz bir insanım.Yavan kaldım.

Az önce mesaj yolladım sana,sensiz bu geceler hiç çekilmiyor,özledim diye…

Cevap gelmedi……!

Ama ya sen sevgilim,bensizken beni özlüyor musun,durduk yere kokum geliyor mu burnuna,uyku uyumak senin içinde zor mu bensiz.Benle konuşmayı özledin mi?Beni özledin mi sevgilim?

Benim cevaplarını bilmediğim sorularım var sende,bir türlü aşamadığım,üstesinden gelemediğim,sebebini bilmediğim,gizli,gözle görülmez bir boşluk var sanki aramızda.Bazen öyle korkuyorum ki,bir gün gelip gideceksin diye,tüm bunlar meğer bir aldatmacadan ibaretmiş diye.

Neden bu kadar pahalı sevgi sözcüklerin bana karşı,duyamayacak mıyım hiç senden beni sevdiğini,oysa dünya üzerinde beni en mutlu edecek şey senden duyacağım iki kelime;

‘Seni Seviyorum’

Söylenmedikten sonra hissedilene neye yarar ki yürekte ki sevgi!!!

Seni Seviyorum Sevgilim….

21 Temmuz 2009 Salı

A-Ş-K’ın Halleri


Siz hiç aynı anda birinden hem nefret edip hem de deli gibi sevdiniz mi?

Siz hiç aynı anda iki kişiyi sevdiniz mi?
Siz hiç kendinizin hiç bitmeyen bir oyunun içinde sürüklendiğini düşünüp,durduk yere zırıl zırıl ağladınız mı?
Siz hiç evli birini sevdiniz mi?
Siz hiç,hiç görmediğiniz birini sevdiniz mi?
Siz hiç,bir gece bir sokakta durup,hiç yaşanmamış bir aşkı kendi beyninizde yaşatıp tükettiniz mi?
Siz hiç reddedildiniz mi?
Siz hiç,durdurmadan günlerce hastalıklı bir şekilde tek bir kişiyi düşünerek yaşamayı denediniz mi?
Siz hiç sevdiğiniz için kendinizden vaz geçtiniz mi?
Siz hiç,sevginiz için sabretmeyi öğrendiniz mi?
Hiç kelimeler boğazınızda düğümlendi mi?
Hiç yapmak istediklerinizin tam aksini söylediniz mi?
Aşk için en fazla ne yapabilirsiniz?
Sevdiğiniz için en çok neden vazgeçebilirsiniz?
Gerçekten sen mutlu ol yeter diye bir şey var mı?
Sizin hiç iki yatağınız oldu mu?
Siz ayrıldığınız insanları silmeyi becerebildiniz mi?
Hiç sevgilinize sormak istediğiniz soruları,cevaplarından korktuğunuz için soramadığınız oldu mu?
Siz hiç kendinizi yenik,bitik,çaresiz hissettiniz mi?
Hiç boyun eğdiniz mi?
Hiç yenik düştünüz mü kendinize?
Hiç biz olmayı becerebildiniz mi?
Hiç ikiyken bir olabildiniz mi?
Siz hiç ‘hiç ‘oldunuz mu?


Peki ya siz hiç aşık oldunuz mu?

19 Temmuz 2009 Pazar

Bir Küçük Şiir...


Okan Bayülgen'i severmisiniz bilmiyorum ama beni çok etkledi...Durup durup dinliyorum...O da beni alıp alıp götürüyor İşte bu yüzden olsa gerek sizlerle de paylaşmak istedim.Umarım beğenirsiniz.Bu arada yandaki fotoğrafta bana ait :)İsteyen bunun içinde yorum yapabilir.:)


Not: Bu arada bana destek olan,şans dileyen,benim için dua eden herkese tekrar tekrar gönülden teşekkür ederim.Herşey gayet güzel geçti,dualarınız sayesinde....




17 Temmuz 2009 Cuma

Bana ŞANS Dileyin....Lütfen!


Merhaba,

Bu mektubun sahibi okuyan herkes...Aslında şu an sadece biraz gevşeyebilmek için yazıyorum.Belki sonra hiç huyum olmadığı halde silebilirim bile...

Çok ta vaktim yok üstelik.Sadece biraz morale ve iyi şans dileklerine ihtiyacım var.Uzun süredir hazırlandığımız bir seminer ve katılabilmeyi umduğum benim için çok önemli bir toplantı var yarın,beni bekleyen.Seminerde ingilizceden türkçeye çeviri yapmam gerekecek ve bu beni biraz geriyor....Diğer toplantıyı hiç sormayın bile...

Lütfen bu yazıyı bugün yada yarın okuyan herkes benim için iyi dileklerde bulunsun,inanıyorsa dua etsin...Bu özensiz yazı için hepinizden özür dilerim ama gerçekten şuan size ihtiyacım var;sesimi her kim duyuyorsa...

Sevgiyle kalın....

SAYAÇ

Sitenizesayac.com