13 Temmuz 2011 Çarşamba

Başak Başol Photography :)))


Dındırıdııııınnnnn!!!

Evet efendim,sonunda kendimde bu cesareti buldum.Ve sizlere açılmaya karar verdim.Karşınızda ;


Takip edenler bilirler bu kız çok uzun süredir fotoğrafa sevdalıdır.Ne zaman canı sıkılsa alır başını ,çeker fotoğrafını...İşler yolunda gitmeyip işsiz kalınca (bu konuyu daha sonra uzun uzun yazacağım) dedi ki kendine neden çok sevdiğim hobim aynı zamanda geçim kaynağımda olmasın.

Bu düşüncelerle önümüzde ki hafta Türkiye'nin önemli fotoğrafçılarından Muammer Yanmaz'dan yani nam-ı değer Ali Baba'dan Harami diplomasını alıyor.Daha geniş bilgi için 40haramiler.com

Amacım Doğum &Düğün fotoğrafçısı olabilmek .Şimdilik sahip olduğum ekipmanlardan dolayı doğum fotoğraflarınıza talibim....İşte bu amaçla yeni bloğumu beğenilerinize sunmaktayım...:)

Sevgiyle Kalın...

29 Haziran 2011 Çarşamba

Kocam'a


Nereden başlasam ?

Hırçınımdır ben ,egenin kızı olmama karşın karadenizden çalıntı dalgalarım vardır benim.Öfkesi burnunda derker ya öyleyimdir işte.Nasıl böyle oldum ben bilmem,hayat mı demeli yoksa yaşanmışlıklar mı ya da sen de bilirsin işte acı tecrübelerim mi...

Böyle hayal etmemiştik biz be birtanem,böyle değildi tasarladığımız kafamızda .Ama olmadı işte,içinde benle alakalı olan herşeyde olduğu gibi talihsizlikler sinsilesi peşimizi bırakmadı ve senin sabah kalkış saatlerini bile planlayan psikopat karın bu plansızlığı kaldıramadı iç dünyasında...

6 ay mı oldu sahi biz 'Evet ' diyeli birbirimize.6 yıla sığmaz halbuki yaşadıklarımız.Sana hiç gösteremedim ben belki ama yoruldu bu kadın,sıkıldı,kaçası geldi ama kaçacak yeri bile kalmadı.Güçsüz hissetti ilk kez kendini karşında,ve öyle hissettikçe daha da hırçınlaştı.Çünkü güvenmeyi bilmez senin karın,sırtını yaslamayı ,biraz nefes almayı ,başkasının elinden yaşamayı bilmez senin karın.Hayat ona hep ayakta kalmayı öğretti,nasıl oturur ki şimdi öylecene yerinde..Durmadı da zaten....

Çırpındı,çırpındıkça kendi sularında daha derinlere battı.

Sahi 6 ay oldu değil mi? 6 ayda belki 60 kez pişman oldum dedin evlendiğine,belki 60 kere kaçmaya çalıştın benden,kaçamayasın diye beni sevdiğini hatırlayasın diye yaraladım her seferinde kendimi .Unutmayalım neler yaşadığımızı diye izler açtım kendi bedenime,senin kalbine...

Şimdi kıyısındayız bir şeylerin...Sessizlik hakim aramızda ...Fırtınadan çıktık,yıkık dökük her yanımız.Bıkkınız,yorgunuz,seslerimiz uzak,tenlerimiz soğuk...Ha bir de biz istemesekte aramızda büyüyen tek şey karın boşluğumda ki çocuğumuz...

Şimdi dilimizde kocaman kelimeler ,aramızda buzdan bir duvar,sehpa kenarında yanyana duran iki hüzünlü yüzükten ibaret aşkımız...

Ama ben bilirim seversin sen beni,benden biraz az...Ben bilirim mutluda olamazsın sen bensiz.Ama gene ben bilirim inatçısındır,benden biraz çok.Kolay kırılmaz kalbinde ki buz dağı...Üstelik bende de hiç güç yok...

Hakkımızda hayırlısı....

Kadının,Aşkın...




Yonca Lodi - Düştüysek Kalkarız 2010 Yeni>

15 Haziran 2011 Çarşamba

Kurbağa Prensime -Galiba Oğluşuma...




Dün ilk defa seni bu kadar hareket ederken gördük.Ömer amcan (doktorumuz) senin hiç bana benzemediğini söyledi ,çünkü dün ikili testimiz vardı ve sen bir çok bebeğin aksine 2-3 dakika da gösteriverdin enseni de burnunuda...




Daha neler göstermedin ki dün.O küçücük alanda sinek yakalamaya çalışan kurbağalar misali ağzını açarak kendini öne doğru zıplatmalar mı istersiniz,ellerini kafasının arkasında bağdaştırmalar mı,yoksa anneye ilk el sallama ve minik tepikler mi...Allah nazardan saklasın (burada herkes MaşAllah desin,demeyenin nazarı kendine değsin ) sen çok hareketli bir oğluş olacağa benzersin.



Evet 13 haftalık hamileliklerde söylenmesi zorda olsa doktorumuzun söylediği kadarıyla %80 erkeksin.Her iki aileninde ilk erkek bebeğisin ve hepsinden önemlisi deli bir anneye sahipsin.Çok sonraları başkalarından duymadan ben söyleyeyim sana ,güçlü kadın senin annen,tuttuğunu koparır.Az biraz bahtsızdır ama o şansını kendi yaratır.Sana hamile kalmadan evvel hamileliği kolay iş sanardı ama 13 haftada ne zor zanaat olduğunu anladı ,hatta cennet neden annelerin ayağının altında onu bile anladı...


'Anne ' demişken ,muhtemelen ilk anne dediğinde bu deli kadını belki de ilk kez ağlarken göreceksin kurbağa prensim.Sen üzülme 'anne' içinde yaradır annenin.ve sana ilk ders annelerde anneye ihtiyaç duyar çokça...


Ve senin annenin bu aralar anneyidir özlemi...


Seni seviyorum Oğlum...



Annen...

24 Mayıs 2011 Salı

Damdan Düşer Gibi,öylecene ansızın...



İlk kez hissettiğim birşey bu...



Çok ansızın oldu,önce derin bir korku duydum.Sonra şaşkınlık ve tedirginlik.






Dün gece uzun süredir izlemek isteyipte izleyemediğimiz Aşk Tesadüfleri Sever'i izledik karı koca .



Bu güne kadar izlediğim tüm filmlerde başrol kahramanıın yerine kendimi koyardım,okuduğum kitaplarda da hep aynısı olmuştur.İçine kendinizi yerleştirebildiğiniz filmleri ve kitapları daha bir benimseriz sanki.En azından bana öyle olmuştur hep.



Bu kez öyle olmadı,bu kez Deniz içinde Özgür içinde ağlayan bir anneydim ben.Ya benim çocuğumunda başına böyle şeyler gelirse diyen bir anneydim filmi izlerken.



İlk kez hissettiğim bir şeydi bu,kendimden evvel başka bir canlının varlığı için koyu derin tarifsiz bir korku duymak ,hatta ortada bir şey yokken vesveseli bir endişe duymak....Annelik bu olsa gerekti...



Evet ,9 haftalık hamileyim.Hiçbir zaman hazır olmayacağım annelik statüsüne ansızın hazırlanmak zorunda kaldım.Vakitsizdi diyemem,istemiyorum diyemem,ama ne düşüneceğimi de bilmez bir haldeyim.Endişelerim ,korkularım,heyecanlarım var...

En çok ta yazacaklarım...

Öyle çok şey birikti ki içimde bunca zamanda,böyle damdan düşer gibi ansızın öylesine bunları yazıverdim işte...


Sevgiyle KALIN....

17 Aralık 2010 Cuma

DUYDUK DUYMADIK DEMEYİİİİN...

Öyle çok şeyle uğraşmak zorunda kaldım ki şu son dönemde size ancak şimdi bu kısacık öğle molasında haber verebiliyorum...

Biraz ani de olsa ,üzerine kapı arkası dedikoduları da edilse ,durdunuz durdunuz da kışın ayazını mı buldunuz dense de ve hatta muhtemel soğuğu hiç sevmeyen ben gelinlik ile donma noktasına gelecek te olsa;

EV-LE-Nİ-YO-RUM....

25 Aralık 2010 Cumartesi günü saat 18:45 te Kadıköy Evlendirme Dairesi A Salonunda ' Evet' diyeceğim , dışarıda yağan kara inat papatyadan taçlı duvağımla...

Kafam yoğun,kalbimin içi karışık...Evlilik gerçekten zor karar ...Hani hep filmlerde izlerdik.Kız adamın teklifine 'evet ' der ve birlikte sonsuz mutluluğa doğru yürürlerdi.Hatta bir sonraki sahne de gelinlik ve damatlıkla görürdük onları ya 'YALANMIŞ' ...

Hiç öyle olmuyor ,yapman gereken bir sürü iş, bulunması gereken onlarca orta yol,alttan alman gerekenler,üste çıkman icap edenler ... Yazsam roman olur derler ya öyle işte...Kaldı ki benim ki en radikal evlilik hikayelerinden biri.Malum ana yok baba yok,dolayısıyla çocuğumun mürvetini göreceğim diye ortalığı birbirine katan birileri de yok...

Neyse sonuçta bu deli kız ,gelecek cumartesi günü hayatında yeni bir sayfa açıyor.İlk satırı bir küçük 'Evet ' olacak olan bu yeni sayfada yer almak isteyen herkesi umutla bekliyor olacağım...

Sevgiyle Kalın...

23 Kasım 2010 Salı

Karar (lılık)


Aşkında bir tür hayata karşı kararlı olma durumu olduğunu hiç tahmin edemezdim...Ama öyleymiş.Mutlu olmaksa istediğin,önüne ne çıkarsa çıksın,maziden ne çıkıp bulursa bulsun seni aynı yolda yürüyebilmekmiş Aşk...


Tereddütsüz...Tereddüte yer yokmuş aşk'ta...Düşünmemek lazımmış.Kurallar koymamak,anı bozmamak,fedakar olmak,ben yerine biz demeyi öğrenmek lazımmış.


Biz olmak öyle yazıldığı gibi dillendirildiği gibi kolay değilmiş aslında.İki kişinin bir olmayı başardığı bir hayat;karşılıklı vazgeçişler,vaz geçerken kendine ait olandan yara almamayı başarabilmekmiş biz olmak...Esas olanın aşk olması,amacına yönelik davranmakmış aşk.Hesap yaparak işin içinden çıkılmazmış aşıksan eğer.Matematiği 1+1=1 miş aşk'ın...


Ve bugüne kadar saygı duyduğun tüm sevdiklerini kaldırıp atabilme kudretiymiş.Bazılarını en derininde saklama cesaretiymiş aşk ve gizleyebilmekmiş ötekinden ,yara almasın,bir an için şüphe duymasın diye senden...Ama masumca saklamakmış,değer verene değer verebilmek adına...


Adını unutmakmış aşkının,aşk olmasıymış adının...

Dünya tersine dönse de o yanındaysa ayakta durabileceğine inanmakmış aşk...

En yalnız olduğun an da bile iki kişi olduğunu hissetmekmiş aşk...


Aşk,aşkım'mış...

27 Ekim 2010 Çarşamba

Hayattan Sıkıldığım Anlar...


Bu aralar çokça depresifim...

Düşündüm taşındım ve bu aralar hayatın benle ilgili bir sorunu olduğuna karar verdim.Aslında belki de hep vardı.Doğduğum günden bu yana ...

İnsan akrabalarını seçebilse keşke ;ne bileyim belli bir yaşa gelince ,ağabeyini satılığa çıkarabilse mesela,yada daha duyarlı bir teyze satın alabilse kendine,sırf kendi problemlerini anlatan sonrada neyse işte böyle deyip telefonu kapatan kuzenini değiştirebilse uygun başka bir kuzen modeliyle...

Ama yok işte ,olmayınca olmuyor...Hal böyle olunca da kötü günlerinde yanında olduğun ama senin kötü gününde yanında olabilmeyi başarmak bir yana bir de başına kötülük getiren bir sürü yakının oluyor...

Arkadaşlara hiç gelmeyelim bile...Bu konuda hiçte yetenekli olduğum söylenemez çünkü.Bir türlü şu yakınlık derecesini oturtamayanlardanım.Bazen birilerine yetişeceğim derken ikiye bölüneceğimi hissediyorum...

* * *
Sigarayı bırakmak için bir ilaca başladım.Adı Champix...Başarılı olduğunu gördüğüm çok sayıda tanıdığım var ancak yan etkileri çok.Şizofren,paranoya,ajitasyon,aşırı saldırgan eğilimler ve depresyon başta geliyor...Sadece 30 gün kullanıyorsunuz...Bu gün 7.günüm...Yukarda anlaşılacağı üzere ben çok iyiyim...:)))

Ama bir de şöyle bakmak lazım ki ;ilaç belki de ne kadar b..tan bir hayatım olduğunu göstermiştir bana...

Velhasıl kelam bu kızın gene kaçası tuttu bu aralar...

Unutmadan ,korkmayın yanlız değil kaçışları artık...aşkısı yanında...

Sevgiyle Kalın

SAYAÇ

Sitenizesayac.com