
Bugün birden bire dilime düştü bu şarkı..
Geçmişten koptu geldi,
Dilime yerleşti...
Vardır elbet bir sebebi dedim ve
Sizlere de dinleteyim istedim...
Düşümde bir adam var...
Düşünüp düşümden ayrı kaldım...
Dün Türkiye’nin bir çok yerinde Tekel İşçilerine destek için genel grev vardı.20 seneden sonra yapılan en geniş kapsamlı grevdi bu.Bir çok sektörden greve destek geldi.Sadece İstanbul’da üç ayrı noktada yürüyüş düzenlendi.Ben özel sektörde çalışıyor olmam sebebiyle maalesef katılamadım ama öğrendiğim kadarıyla ev hanımlarından ,öğrencilere pek çok insan katıldı bu eyleme…
Ben iç karışıklığa sebep olacak grev,yürüyüş vs gibi eylemlerin yanlısı değilim ama ayakta alkışlıyorum ülkemin insanlarını.
Çünkü 53 gündür grev yapan Tekel işçilerininde onlara destek olmak için dün yürüyüş yapan vatandaşlarında ve greve dahil olan diğer işçilerinde tek derdi vardı dün.Sesini duyurmak!!!
Dün 20 yıldan sonra ilk defa bu kadar geniş bir kitle ‘Burdayım’dedi.Sebebi ne olursa olsun bu kez haklarını savunmak için bir araya gelebileceklerini,tek yumruk ,tek yürek olabileceklerini gösterdiler.Sonucu ne olursa olsun hakkına sahip çıkma olgunluğunda olmak büyük erdem bu ülkede.O yüzden katılan ve destek olan herkesi yürekten kutluyorum..
Tekel İşçilerine gelince ;kiminiz belki onların özel sektörde mesai harcayan pek çok insana nazaran daha fazla hakka sahip oldukları halde bu kadar direnmelerini manasız buluyor olabilirsiniz.Ama onlar ,onlara verirmiş haklarını arıyorlar ve geri almadan da durmaya hiç niyetleri yok gibi…
Belki fiili olarak yanlarında olamıyorum ama bu cesur yürekli gözü pek tüm işçi kardeşlerimi kucaklıyorum.Yüreğim sizinle…
Umarım Tekel İşçileri başka insanlara örnek olur ve susmaktan vazgeçerler.Hakkını sonuna kadar arayan,kendi seçtiğinin altında ezilmeyen,asıl iradenin kendinde olduğunun bilincinde olan bir toplum oluveririz…
Bravo Türkiye…
Bravo Tekel İşçileri…

Neden yazıyorum bu yazıyı bilmiyorum belki de yazmam gerektiği içindir.30 senelik hayatımda insanlarda gördüğüm hep bir bekleyiş mutluluk için.Paralarının olmasını,sevgililerinin olmasını,çocuklarının olmasını,o beğendikleri kırmızı kazağın onların olmasını bekliyorlar hep mutlu olmak için…
Peki gerçekten mutluluk bu mu?Yani mutluluk paraya mı endeksi yoksa aşka mı yada ne bileyim arzuyla istenen herhangi bir nesneye…
İnsanları izliyorum ve gözlüyorum ve ne acı ki pek çoğu şükretmeyi bilmiyor ,pek çoğu sahip oldukları ile yetinemiyor ,pek çoğu elindekiyle mutlu olmayı beceremiyor…
Hani bilindik bir söz vardır ya ‘Bana mutluluğun fotoğrafını çekebilir misiniz’ diye.Ben çekebilirim.Binlerce kareyle mutluluğu taşırım sizlere ama sizin mutluluğunuz değildir o taşıdığım kareler.Kendi mutluluğunuzu bulmak sizin elinizde…
Mutluluk bazen bir çocuğun gülüşünde saklıdır,yada güneşli bir güne uyanmakta …Yeşil çimlere uzanabilmekte saklıdır bazen.Dört mevsimin yaşandığı bir ülkede nefes almakta saklıdır yaz sıcağını hiç bilmeyenler için.Bazen bir telefon konuşması olur mutluluk bazen bir mektup.Vapurda martılarla birlikte simit yiyip ,çay içmektir mutluluk.Kimi zaman da bir külah dondurmadır en kaymaklısından… Yada sevdiğinizin gözlerinin içindedir en hakiki mutluluk..
Mutluluk anda saklıdır ve sen o anı hissetmeyi bilmezsen ,o küçücük anları hep ıskalarsan bir ömür mutlu olmayı beklersin .Ve o sahip olmayı çok arzuladığın her neyse senin olduğunda da anlarsın ki aslında seni mutlu edecek olan şey o değildir…
Çok sevdiğim bir şarkıda der ki
‘Hiçbir kere hayat bayram olmadı
Yada her nefes alışımız bayramdı’
Rabbim;
Başımı sokacak bir evim,karnımı doyuracak lokmam olduğu için,sağlıklı bir bedene sahip olduğum için,akli dengem yerinde olduğu için,bu kadar güzel bir ülkede beni var ettiğin için,çay denen içeceği var ettiğin için,her gün yeni bir şey öğrenmeme sebep olduğun için ve buraya sığdıramayacağım binlerce sebep için sana şükrediyorum…
Gördünüz mü mutlu olacak ne çok şeyimiz var?