Evet yetmedi.Bir kedi ,bir hamster beni kesmedi,şimdi de bir köpeğimiz oldu.Hanımefendi yanda ki fotoğrafta görüldüğü üzere gayet çirkin bir sokak köpüşü olup bu aralar şımarıklığın zirvesinde gezmektedir.
İşin şakası bir yana onu şirketin yakınındaki bir serada bulmuşlar.
Geldiğinde titrek bir şeydi,benden başka kimse onu kucağına almak istemedi.Çünkü ciddi pire kaynıyordu üzeri.Bir iş arkadaşımla birlikte yıkadık ama tabii pireler yıkanmakla gitmez.Neyse patronlardan sahiplenme kararı çıkınca bizim küçük hanım doğru veterinere gitti ve pirelerinden arındı.Ama daha henüz bir aylık bir bebe olduğu için henüz aşılarını yaptıramıyoruz.Tabii 1,5 ayına kadar kasları düzgün çalışmadığı içinde ciddi bir tuvalet sorunumuz var.
Hafta sonu dayanamayıp Zuzu ‘yu eve getirdim .Tanrı’m benim nasıl anlayışlı bir kedim varmış meğersem.Cuma ve Cumartesi geceleri Gümüş,Zuzu ve ben birlikte uyuduk.Ancak Cumartesi sabahı bir ıslaklıkla uyandı yatak eşrafı!!!Zuzu çiş yapmış….Tabii Pazar gecesi Gümüş’ün ve benim ortak kararımla yataktan ihraç edildi Zuzu hanım…
Şimdi ofiste,bir süre bizim departmanda misafir olduktan sonra bahçede kulubesinde yaşamaya başlayacak.Maalesef kardeşleri onun kadar şanslı değildi.Sokakta Zuzu gibi o kadar çok yardıma ihtiyacı olan hayvan var ki.Hepimiz birine el uzatsak dünya onlar için daha yaşanılabilir olur.Üstelik bizim hayatımıza kattıkları pozitiflikleri saymıyorum bile.Mesela Zuzu şuan beni annesi sanıyor ve tüm günü benim peşimde geçiyor J
Öyle sokak köpeklerini yada kedilerini evlat edinmek pahalı bir şey de değil.Sizin yemek artıklarınızla bile pekala doyabiliyorlar.Barınacak bir kulube ve temiz su.Tüm bekledikleri bu aslında bir de tabii sevgimiz…
Sağır Kedicim sınavı geçtim mi bilmiyorum ama daha hangi hayvanları evlat edinebilirim bilmiyorum.Elimden geldiğince bir şeyler yapıyorum işte…J
Onu ilk fark ettiğinde bir veda faslındaydı ve ağlıyordu.Çok sevdiği işinden hiç istemiyor da olsa ayrılıyordu.Delikanlı ona baktı ;
-O zaman sana bir şarkı çalalım deyip ,iki saniyede sanki önceden hazırlamış gibi bilgisayardan şarkıyı bulup,çalmaya başladı.Kıraç’ın sesi duyuldu önce o zamanlar çok moda olan bir dizinin şarkısı çalıyordu .’Gülmek için yaratılmış gözlerde yaşlar niye ‘ Zaten ağlayan Beyza birden hıçkırmaya başladı,artık gözyaşlarını saklayamıyordu da ve ardından bu kez odayı ‘Vakit tamam seni terkediyorum’ çınlatmaya başladı ki işte tam da o an bir şey oldu.Beyza’nın gözleri birden delikanlının gözleriyle buluştu.Beyza’nın kalp atışları değişiverdi birden,karşısında ki adam o kadar içten o kadar derin bakıyordu ki ona.Yok canım olamaz dedi sonra kendi kendine…
Ve ayrıldı yolları…
Üç ay sonra aralık ayının son günleri Beyza geri döndü çok sevdiği işyerine.Öyle mutluydu ki üstelik bir de terfi almış müdür olmuştu.Kalbi küt küt atıyordu,tekrar mesai arkadaşlarıyla birlikteydi ve her şey onu çok heyecanlandırıyordu.Çoktan unutmuştu ona deli deli bakan o gözleri.Öyle ya zaten o aralar hayırsızın biriyle birlikteydi.
Zaman su gibi akıp giderken ,Beyza uzakta olan sevgilisini görmeye gidip gelirken ters bir şeyler olduğunu sezinlemeye başladı.Ve bir bayram günü gittiği o Akdeniz şehrinde öğrendi gerçeği,aslında çoktandır bildiği ama kabullenmek istemediği gerçeği.O çok güvendiği,evlenmeyi planladığı,3,5 yılını verdiği sevgilisi aldatıyordu onu.Yakalamıştı işte.Üstelik inkarda etmedi öbür taraf,doğru dedi,hem de tek kişiyle de değil dedi.
Yıkıldı Beyza,hem de öyle bir yıkılış ki….
Ne zamandır unutmuştu hayatı,hayat onun için o uzakta ama kalbinin en içindeki sevgilisiydi.Şimdi neye dayanacaktı,nasıldı yalnızlıkla yaşamak.Ezberi bozulmuştu,tökezlediğini hissetti.İlk kez yeniden başlama gücü yoktu kalbinde.Onun yerine yakıp yıkmak istiyordu.Önünde ne varsa yakıp yıkmak yok etmek istiyordu.Kim çıkarsa tüketmek,birinin yaptığının bedelini diğerlerine ödetmek.Tükenmek ve tüketmek istiyordu kendini bedenini ve ona aşk duyan herkesi.Çünkü inanmıyordu artık aşkın saflığına,sevginin kudretine.Aynada gördüğünü tanımaz olmuştu.İçinde bir büyük acı ama ondan da büyük bir yangın vardı.Ve maalesef hayatına girmeye hazırlananlar henüz bundan habersizdi.
Bir cumartesi günü,kışın Kadıköy’ü griye boyadığı bir sabah her cumartesi olduğu gibi kursa gitti Beyza.Herşey bilindikti.Minübüse bindi,kadıköy’de indi,soğuktan ötürü hızlı adımlarla kursa doğru yürüdü ve derse girdi.Bilmediği bir şey vardı ama Beyza’nın .O gün hayatı için bir milat,çok uzun süreler devam edecek bir hikayenin başlangıç günüydü.
Ders arasında herkesin yaptığı gibi telefonunu kontrol etti.Aslında kimseden beklediği bir mesaj yada bir çağrı yoktu onun.Zaten kimse aramazdı da .Hayatı öyle sessiz ve ıssızdı ki.Kimseyi de beklemiyordu kapısını çalsın diye.Ama mesaj kutusunda onu bekleyen bir sürpriz vardı.Mesajı okuyunca şaşırdı ,neye yoracağına karar veremedi.Aynı anda o veda faslında ki gözler aklına geldi.Yoksa gerçekten doğru olabilir miydi?Şirketten ayrılacağı gün kendisine o şarkıları çalan adam,Erkan ondan hoşlanıyor olabilir miydi?
Mümkün değil dedi içinden ,hem zaten ders çıkışı görüşmek istemiş,hemen fesatlanma dedi kendine.O da Kadıköy’de derste,ne var bunda ,çok normal.Hem Erkan herkesle çok yakındır ,huyu böyle dedi.Dedi de kendi de inanmadı dediklerine.
Dersi dinlemedi ,Erkan’ı düşündü durdu.Çok yakışıklı bir adamdı,hem yakışıklı hem sempatik hem de herkesin ilgisini çeken türdendi.Üstelik kendinden de küçüktü.Bir de aynı şirkette çalıştığı kuzeniyle yakın arkadaştı.Olmaz dedi gene, bu mümkün değil!Böyle bir adam benden hoşlanıyor olamaz.Ablası olacak yaştayım,bu mümkün değil dedi.Dedi ama kalp atışlarının değişmesini de engelleyemedi…
Sonunda ders bitti.Beyza alelacele eşyalarını toplayıp buluşma yerine doğru hızlı adımlarla yürümeye koyuldu.
İşte oradaydı.Tuhaf her gün gördüğü Erkan’ı ilk kez görmüşcesine heyecanlanıyordu.Hava akşamında gelmesiyle iyiden iyiye ayaza dönmüştü.Birlikte Barlar sokağında bir yere attılar kendilerini.Biralar söylendi,Erkan sanki cesaret alacakmışçasına bir biri ardına yuvarladı biraları .Beyzaysa elinde ki bardakla oynayıp duruyordu.Zaten pek arası yoktu birayla.O daha çok shot içkileri severdi ki onun sonunda da eve kucakta dönmek vardı.
Çok konuşmadılar,biraz ofis dedikoduları,biraz soğuyan havalar.Vakit geç olmaya başlayınca kalktılar yolun onları ayıracağı noktaya kadar birlikte yürüdüler.Ama yol bu kez onları ayırmayacaktı…
Beyza eve giderken düşündü durdu.İçi sıkılmıştı.Şimdi bir şey çıkarmalı mıydı bu buluşmadan.Çıkarmalıyım tabii,anlatacak bir şeyi olsa anlatırdı ama öyle havadan sudan konuştu benle dedi içinden.Sonra vaz geçti iyi ya hiçbir şey konuşmadı bir şey hissediyor olsa söylerdi diye vaz geçti düşüncesinden.Sonra tekrar Erkan’ı düşünmeye başladı.Ya gerçekten seviyorsa beni diye düşündü.
Olmazdı,olamazdı,olmamalıydı.Bir kere küçüktü kendinden.Herkes ne düşünürdü.Sonra ofistendi.Daha önce ki ofis aşkları geldi aklına.İçi daha da karardı.Korktu.Mümkün değil olmazdı.Hem sonra aynı zamanda patronunun eşi olan teyzesi ne derdi?İrkildi birden bunu düşünmek bile istemiyordu.Kesin ikimizi de işten atar dedi içinden.Bir kez daha aynı kabusu görmek istemiyordu.Bu iş olamazdı!!! Peki o zaman kalbi neden bu kadar hızlı atıyordu?
Küçük bir hikaye diye yola çıktım ama sanırım ben bir roman yazıyorum.Ufacık bir bölümünü de sizle paylaşmak istedim.Fikirlerinizi paylaşırsanız beni inanılmaz mutlu edersiniz.
Döndüm,buradayım.Dimdik durmaya çalışıyorum ama gözyaşlarıma mani de olmam imkansız.Bu gün sizlerin benim için ne kadar değerli olduğunuzu bir kez daha anladım.Hem de acı bir haberle…
Blogger’da bitmek tükenmeyen sorunlar yüzünden doğru düzgün iletişim kuramıyoruz haftalardır.Bugün güç bela Öykü’mün sayfasına girince gördüm onu.Ölümün soğuk eli değdi tenime.Ufuk Çizgisi’ni kaybetmişiz.Annemin ölümünden sonra kolay kolay ağlayamadım hiçbir ölüme ama nedense bu çokta iyi tanımadığım insan ağlattı beni.İçim sızladı.Cevap yazmadığım yorumlarından ötürü vicdanım sızladı.Sonra daha yakından tanıdıklarımı da kaybedebileceğim aklıma geldi.Dayanamadım ağladım.
Tamam anlatacağım.Son birkaç haftadır sansürle yazdığım yazıları bir kenara bırakıp yazacağım.Ruh halimi sebeplerini,içimde ki bitmek tükenmek bilmeyen kaçma hissinin sebeplerini ,aslında her şeyi bu kadar içinden çıkılmaz duruma getiren kişinin gene kendim olduğunu ve o yüzden de şu an çektiğim acıları kabullendiğimi ,hepsini anlatacağım.Sözcüklerimi saklamayacağım sizden.Sahibine Mektuplar eskisi kadar cesur olacak ,sizin sevdiğiniz gibi.Ama ne olur biriniz daha böyle zamansız bir anda bırakıp gitmeyin beni…
Ufuk Çizgisi son yazılarından birinde Allah ‘tan hayırlı ölüm dilemiş.Gittiği yerde acılarının dinmiş olduğunu düşünmek istiyorum.Hani derler ya Allah sevdiği kullarını yanında istermiş diye.Mekanı cennet,toprağı bol olsun.Nur içinde yatsın.O’na ne mutlu ki bunca insan onu güzel bir şekilde uğurluyor son yolculuğuna…
Çok üzgünüm,aslında böyle tasarlamamıştım bu yazıyı.Umut dolu,aşk dolu,sevgi dolu bir ‘İyi Bayramlar’ yazısı olacaktı ama olmadı.Gene olmadı.
Son bir iki hafta içinde o kadar çok veda yaşadım ki…Aslında kendimi öyle bir kapana soktum ki şimdi tutup yazsam ,nelerle uğraşacağımı düşündüğümden yazamıyorum da.Yani o her şeyi tüm dürüstlüğüyle yazan kalem kendini birkaç ayda öyle bir hale soktu ki artık yazamıyor da…
Mutlu olduğum tek şey var ,ne yaptıysam bedelini bu dünyada ödüyorum.Hal böyle olunca bana da ne varsa yaşayacağım ne kadarsa çekeceğim acı kabullenmekten başka çare kalmıyor.
Ama çok canım yanıyor.Öyle böyle değil,tarifi yok bunun.Galiba en kötüsü önce bulutların üzerine çıkıp sonra birden yerin dibine düşmek.İşte şu an hissettiğimin tarifi tam da bu.Yalnızım gene…Ağlıyorum gene…İçimde bir şeyler kopuyor gene…
Ama bu kez bir fark var,bu kez durup tükenmeyi beklemeyeceğim.Arkama bile bakmadan kaçacağım varsın acı beni kovalasın.Şehri terk eden ilk trene binip gideceğim yarın akşam.Nereye gittiği umrumda değil.Yanımda fotoğraf makinem,ve kırılmış incinmiş bir kalp var …
Bu kez biri gelip bu acıyı dindirsin diye beklemeyeceğim.Acı bu,geldiği gibi gider zaten…Belki hayallerimi gittiğim istasyonlardan birinde bırakırım hem.Onlarsız dönerim İstanbul’a…
Korkmayın,size veda etmiyorum…Yanımda sizi de götürüyorum.Gitme cesareti bulmam için dua edin.Kalırsam çok acıyacak canım çünkü.Beni siz uğurlayın,siz karşılayın.Bu aralar böyleyim zaten.Sürekli bir yere gidiyorum ,dönerken bir veda yaşıyorum.Bakarsınız bu kez hayallerime veda eder,daha mutlu geri dönerim.
Kalbinde sevgi olan herkesin çok güzel bir bayram geçirmesini dilerim.Özellikle not düşmek istediklerim var ama;
Öykü’m anneciğin ve babacığın yarın sabah senin yanında olacaklar,kalbini her zamankinden daha koca aç ,hissedeceksin ve sakın ağlama !Onlar seni gülerken görmek istiyorlar ,bana inan…
Papatya;burada değilsin ama eminim yarın sabah sende burada olmayı dileyeceksin içinden.Biz ve Türkiyede ki tüm sevdiklerin seni yanındaymış gibi kucaklayacak..
Bedardemcim,umarım çok güzel bir tatil geçirirsin.Ailenin kıymetini bil ve onlara daha sıkı sarıl…
Ve Sağır Kedicim;seni böyle dimdik ayakta gördükçe mızmızlandıklarımdan ötürü utanç duyuyorum.Hep böyle dimdik dur olur mu…?
Kalbinde sevgi olan herkese şeker tadında bir bayram dilerim…
Uğurlamak isteyen olursa yarın gece Haydarpaşa’da olacağım…