5 Aralık 2009 Cumartesi

Küçük Bir Aşk Masalı V


Bana kızacaksınız biliyorum,kendine acı çektirmekten öteye gitmez bu yaptığın diyeceksiniz büyük ihtimalle.Ama sevemedim ömrüm boyunca yarım kalan şeyleri,o yüzden bitirmem gerek Erkan ve Beyza'nın hikayesini.Belki ancak böyle huzur bulur her ikisi de.Söylenmemiş son söz de kalmadığında biter belki de gerçekte de bu hikaye...



O hafta sonu kuzeni İbrahim ile teyzesinin evine gitti Beyza.O gün evden çıkarken bir kapıdan geçmek üzere olduğunu ve bir daha hayatında hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağını,aylardır ağır bir yük gibi omuzlarında taşıdığı sırının deşifre olacağından habersizdi.

Öğleden sonra teyzesinin evinde ki çalışma odasındaydılar.Her zaman ki gibi ofisle alakalı gevezelik etmekteydiler.Konu birden bire iş çıkışı grup olarak gittikleri eğlencelere geldi ve İbrahim son derece pervasız ,soğuk kanlı bir şekilde Erkan ve Beyza’nın arasında bir şeyler olduğunu söyledi.O an zaman durdu Beyza için.Önce belki kabullenirler diye bir umut belirdi içinde.O düşünceyle gözlerinin içine baktı teyzesinin,aradı orada görmek istediği o onay bakışlarını ama korktu gördüklerinden…Korktu ,panikledi,ne yapacağını bilemedi.Keşke yanında olsaydı şu an Erkan,sımısıkı tutsaydı ellerini,korkma ben yanındayım,hep yanında olacağım deseydi.Ama değildi..Küçüldü birden Beyza,o herkese güçlü görünen Beyza mıydı bu ,şu an teyzesinin karşısında suç işlemiş çocuklar gibi dizleri titreyen…

Suç mu işlemişti sahi,suç muydu teyzesinin lugatında aşık olmak..?


Teyzesi o bilindik en sert halini takındı.Ne duyacağını biliyordu Beyza.Ofiste başından geçmiş önceki ilişkisi anımsatılacaktı gene kendine..Oysa teyzesi itmemiş miydi o ilişkinin de içine Beyza’yı.Onların yanına taşındığından beri ilk defa kendi arzularıyla sevmişti birini,kimsenin aklına ihtiyaç duymadan,yönlendirilmeden…İlk defa biri ona kendi doğrularını empoze etmemişti,Erkan’ı seçerken…


- Eniştenin kulağına gitmeden bu konu kapansın Beyza .Bir daha ikinizi ofiste yan yana bile görmek istemiyorum,sessiz sedasız kapansın bu konu ,aksi takdir de ikinizi de koyarım kapının önüne dedi teyzesi.

Sessiz kaldı Beyza.Konuşmak hatta haykırmak istediklerini söyleyemedi.Gözleri doldu,ağlamak üzereydi ki biliyordu bu işi daha da çıkmaza sokardı.Erkanın da kendisinin de bu işe ihtiyacı vardı.Hele Erkanın böylesi bir sebepten işten çıkarılmasına müsaade edemezdi.Hakketmemişti o bunu.Böyle bir sorumluluğun altına giremezdi.Peki ne yapacaktı?Seviyordu Erkan’ı…

İçinde fırtınalar kopuyor,kendi kendisiyle savaşıyordu Beyza.Teyzesi ve İbrahim çok doğru bir iş yaptıkları inancında olan tüm insanlar gibi rahatlamış başka konular konuşuyorlardı.Onlara göre Erkan ,Beyza’ya uygun değildi.Beyza bir boşluktaydı ve o yüzden kendisine alaka gösteren herkese aşık olduğunu zannediyordu.Eğer biriyle bir ilişkisi olacaksa bu eniştesine benzeyen bir adam olmalıydı.O kadar inanıyorlardı ki bu düşüncelerinin doğruluğuna,Beyza’nın gerçekte ne aradığı,kiminle mutlu olabileceği hiç mühim değildi.

Peki ya Beyza ,neden yerinden kalkıp masaya yumruğu vuramıyordu bir türlü?Neden ben o adamı seviyorum istersen at ikimizi de işten ,aşkımız daha değerli diyemiyordu?Niye vurup kapıyı çıkamıyordu Beyza?Neydi güvenemediği?Kendisi mi,ilişkisi mi yoksa Erkan mı?

Peki ya Erkan onun yerinde olsa ne yapardı???


3 Aralık 2009 Perşembe

ARANIYOR!!!


Evet…Hem neşeli bir şeyler yazmak için kasmamdan (bunun en büyük sebebi sizlersiniz)hem de tam olarak ne aradığımızı bilip ona göre evrene sipariş verme kaygusundan olsa gerek,hiç üşenmedim müstakbel eş adayımın profilini çıkardım.Aslında bu bir zamanlar psikoloğumun da verdiği bir ev ödeviyidi.Ve tüm bekar arkadaşlara da yapmalarını tavsiye ederim.Böylece hem eğleniyorsunuz,hem de neyi aradığınızı öğreniyorsunuz….:)

Demografik Özellikler

1-Kesinlikle Bekar
2-30-35 yaş arası (tamam önce ki tecrübelerden pekala kendimden 2-3 yaş küçük biriyle de mutlu olabiliyorum ) Düzeltiyoruz 28 -35 yaş arası …
3-Tercihen Çocuksuz J
4-Kendisini ikame ettirebilecek maddi güce sahip olan

Fiziksel Özellikler

1-Sarışın yada Kumral (Esmer arkadaşlardan özür dilerim ama bu kız şimdiye kadar hiç esmerlere gönlünü kaptırmadı )
2-Renkli gözlü (Mavi göz tercih sebebidir…)
3-Benden uzun ve benden kilolu (Yapılı olmasına lüzum yok aksine kaslı öyle body falan çalışmış erkekler bana hep itici gelmiştir)
4-Ve pek tabii ki bakımlı (Ama saplantı haline gelmemiş olan )

Ruhsal Özellikler

1-Kendini yetiştirmiş (Üniversite mezunu özellikle demiyorum ama sonra karşıma dangıl dungul adamlar getirmeyin valla bozuşuruz !!!Ya da tam aksi entelektüel salaklara da gıcık olurum)
2-Empati kurmayı becerebilen
3-Lüks yerler yerine salaş ve rahat yerleri daha çok tercih edebilen
4-Bir dünya görüşü olan
5-Hobileri olan ve karşısındakinin hobilerine saygı duyan .(Pek tabii ki fotoğrafçılıkla ilgileniyor olsa muhteşem olur,pasta yapmayı sevmesini beklemiyorum ya siz ona bakın…)6-
6-Mıymıntı ve Kılıbık olmayan
7-Maço olmayan
8-Gülmeyi bilen
9-Güvenilir
10-Tek eşli
11-Allah’ın varlığına inanan ve dua etmeyi bilen


Ve Benim Aradıklarım

1-Görmekten öte bakmasını bilen
2-Sözcüklerin bittiği yerde hissetmesini başarabilen
3-Sarıldığında onun bir parçasıymışım gibi hissedebileceğim
4-Kimi zaman yanında çocuklaşabileceğim
5-Biraz arkadaşım biraz babam,biraz yoldaşım olabilecek
6-Bana tamamen özgürmüşüm gibi hissettirebilecek ama ipleri asla elinden bırakmayacak
7-Yanında huzur duyabileceğim
8-Sivri dilli olmayan
9-Aşkından ölse de bana yenilmeyecek kadar güçlü bir karaktere sahip olan
10-Az kaldı unutuyordum,kesinlikle çocukları seven ve çocuk sahibi olmak isteyen
11-Eğer her şey yolunda gider ve bir oğlumuz olursa adını Efe yada Ege koymama karşı gelmeyecek
12-Ev işlerine yardım edebilecek
13-Arada romantikleşmeyi başarabilen
14-Gezmeyi,benim abuk sabuk romantik filmlerimi seyretmeyi sevecek
15-Ota boka ağladığım dönemlerde bana sabır gösterebilecek
16-Kavga etmeyi bilen
17-Barışmayı bilen
18-Hayvanları seven,özellikle kedileri (Gümüşsüz olmaz,olabilemez!!)
19-Sevgi dolu,hayata pozitif bakmayı başarabilen
20-Sırtımı güvenle yaslayabileceğim
21-Ailesine özen gösteren.(Birbirine bağlı aileleri her zaman çok sevmişimdir)
22-Beni asla yarı yolda bırakmayacak ve asla yarı yolda bırakmayacağım BİRİ aranmaktadır…J

Yukarıda ki özelliklere sahip arkadaşların yada sahip olduğunu bildiğiniz arkadaşların acilen 3 adet vesikalık fotoğrafı ile birlikte bana başvurması rica olunur.

Sahtecilik yaptığı tespit edilen adayların ihraç edileceği duyurulur.

Umarım okurken çok gülersiniz…Ve umarım bu sipariş yerine ulaşır…J


Sevgiyle Kalın..

30 Kasım 2009 Pazartesi

Işık ve Umut


Rabbim sana binlerce kere teşekkür ederim…İstediğim bir küçücük ışık,bir küçücük umuttu.Ve sen bana o umudu ,o ışığı verdin.

Ben pervanen ateşi görür görmez,sevindim.Bayram yerleri kururdu içimde.Küçük çocuklar gibi kahkahalar attım sokaklarda.Kilometrelerce yürüdüm,Rabbim sana şükürler olsun diye diye ve ne acı ki bile bile aslında sevincimin boş olduğunu…

Gene de şükür ediyorum sana,nefes aldırdın bana.Uyudum bir geceliğine de olsa ,hayaller kurarak,yasaklamadan kendime kurduğum hayalleri.Rüyalarımda doya doya kokladım ,bastım bağrıma kahramanımı,sabah veda edeceğimi bilsem de hasret giderdim misal aleminde sevdiğimle…Ellerimin değemediği fotoğrafları kucakladım koynumda uyuttum,sabahına ayrılacağımı bile bile ama gene de seve seve…

Ve şimdi diz çöktüm gene yalvarıyorum sana.Çıktığım yol ,benim yolum mu?Eğer dersen bana sabret ben yılmam beklerim,eğer pişmem içinse bu ateş ,ben ateşin kalbine hiç korkmam ilerlerim.Ama bana de ki yolun yol,ateşin ateştir…Yan ey kulum!!!

27 Kasım 2009 Cuma

Uykusuz


Ne tam bir haftadır hiç durmadan devam eden şu baş ağrısı,ne artık saymayı bıraktığım uykusuz gecelerim, ne uyuyabildiğim birkaç saat içersinde defalarca sıçramam yerimden,ne de gündüz gülen gece yastığa başını koyar koymaz ağlama krizlerine giren bir insana dönüşmem hiçbirinden şikayetçi değilim.Tek şikayetim;

Başucumda bir kitap var,kitabın içinde üç fotoğraf ,üçüde aynı kişinin …Her gece elimin biri uzanıyor o kitaba.Okumak değil derdi ,öpüp koklamak fotoğraftakini.Diğer elim son dakika da yakalıyor ötekini…Sonra başlıyor bir kavga.Bir mahkeme kuruluyor içimde,savcı da ,avukatta,hakim de ben.Sanık o.Hem suçlu bulup,idama mahkum ediyorum,hem beraat ettirip,başıma taç ettiriyorum.Öfkem sevdama yenik düşüyor.Sevdam tek başına can çekişiyor.Bu keder bu bedene fazla geliyor.

Rabb’im;

Sana yalvarıyoum;

Ya sök al içimden bu umutsuz sevdayı
Ya bana tutunacak bir umut ver.
Ya da bana son bir mucize daha gönder…

Bana bir yol göster artık,bir ufacık ışık ver…

22 Kasım 2009 Pazar

Nefret Edebilenlere…


Bir zamanlar sevip te sonra kendisine ait olmadı diye nefret edebilmeyi başaranlara;


- Ne yazık ki sizler beni gerçekte hiç sevmemişiniz ve hatta ne yazık ki siz sevmeyi hiç bilmemişiniz.Siz hiç sevginiz uğruna kendinizden vaz geçememişiniz,siz size ait olmayanı,sizi sevmeyeni sevmeyi bilmemişiniz.Yazık ,umarım bir gün gerçek bir sevgiye yer açarsınız kalbinizde…Ama bilin ki sizin nefretiniz ne karartır benim kalbimi ne de azaltır beni.



Benim sevip de karşılık bulamadığım tüm sevdiklerim ben sizi ‘İnsan’olduğunuz için bana yaşattığınız güzel anlar için ve başarabildiysem eğer bir anlık tebessümünüz için dünde bugün de yarın da sevmeye devam edeceğim…Sevene de sevmeyene de kalbime yer ettiği ve acısını çeksem de bana sevmeyi öğrettiği için teşekkür ederim.


Ayşe Başak BAŞOL

21 Kasım 2009 Cumartesi

AAAAA Başak Hasta Olmuş!!!!


Şimdi insan hastalığını hele de grip gibi basit bir hastalığı buraya yazar mı ?demeyin hiç.Bu bir ibret-i alem öyküsüdür.

Domuz gribine var olduğu günden bu yana hiç inanmayan ben, ki hala inanmamaktayım.Bir memleketin sağlık bakanı televizyona çıkıp bu sene gripten 22 milyon vatandaşımızın ölmesini bekliyoruz derse ve o memleketin insanları ‘ya bu adam ne diyor zaten bizim nüfus 70 milyon değil miydi?diye sorgulamazsa ve işin ilginç olanı bu muhterem bakanımız bu açıklamasından evvel 28 milyon grip aşısı!!! satın almış olduğumuzu bildirirse gel de inan!!!!Bana göre yaratılmak istenen bir korku ve panik ortamı var ki bunu da başarı ile yarattılar.Neyse konumuza geri dönelim;işte bu domuz gribi mevzusuna inanmayan ben Salı günü uyanır ve görür ki kuzeni hasta,grip olmuş,ateş falan yatmakta.Tabii hiç aklına gelmez bulaşır bu bana diye…

Çarşamba sabahı kalktığımda anladım bir şeyler ters gitmekte,bir ağırlık,bir kırıklık var üzerimde.Öğlene doğru anladım ;ben hasta oluyorum.Üşüme krizleri,halsizlik had saffada.Ben ki ayaklı eczane deposuyumdur.Koca şirkette ben dahil kimsede bir tane ilaç,hatta vitamin bile yok.Öyle hasta olmaya beş kala döndüm eve,ki kuzen gündüz bayağı kötüleşmiş.Ona çorba pişirdim,ayakta kalmak için bir sebep olunca kendi hastalığımı unutmaya başladım.Ben unuttum unutmasına da hain virüsler beni unutmadılar…

Perşembe sabahı;Allah’ım sana şükürler olsun ki bize bunca muhteşem çalışan organı verdiğin halde onları hissetmememizi sağladın.Evet ciğerlerimin yerini hissederek uyandım.Elime kalem verseler ince hatlarına varıncaya kadar çiziceğim.O nasıl bir acı,o nasıl bir yanma hissi.Her nefes aldığımda sevgili akciğerlerim nasıl yanıyorlar,tarifi yok bunun.O sancı ciğerlerimden diğer uzuvlarıma hızla yayıldı.Tabii arkasından ateş 38,5 dan 39’u buldu.Bendeniz ise harika hayaller aleminde müthiş rüyalar gördü bir süre.

Şimdi daha iyiyim.Ama tüm bunlar olup biterken ilk kez bir şey istedim.;Sigarayı Bırakmak!!! Sevgili ciğerlerimi bunca senedir fazla hor hakir kullandığımı ve isyan ettiklerini anladım.Bilmiyorum başarabilir miyim ama bunu düşündürdüğü için bile hasta olduğuma sevindim…

Bugünse kendime biraz temiz hava aldırmak ve biraz fotoğraf çekmek için Kadıköy’den vapurla Eminönü’ne geçtim.Ve muhteşem bir şey oldu vapur seyahati sırasında ‘Yunus gördüm’!!!O kadar güzellerdi ki en son küçücük bir çocukken görmüştüm onları.Ama seyretmekten fotoğraflarını çekmek aklıma gelmedi.Onun yerine size İstanbul’u her daim kanatlarının altına alan Martılardan gösterebiliyorum.Benim objektifimden…

18 Kasım 2009 Çarşamba

Kapan…


- Başak bu aralar ne yapmakta???

Kendime bu soruyu sorarken buldum kendimi.Bu aralar kaçak göçek bir insanım ben.Dışı farklı içi farklı…

Her gün aynı duayı ediyorum.Ne olur artık güzel bir şey olsun.Bir yerlerden çok mutlu bir haber gelsin bulsun hepimizi.Yazın ilk dondurmasını yiyen çocuklar gibi mutlu olalım.Yada ne bileyim o en çok sevdiğimiz arkadaşlarımızla felekten bir gece çaldığımızda ki gibi mutlu.Aşık olduğumuz insanla geçirdiğimiz en güzel günlerde ki gibi mutlu…

Kendime kızgınım,asıl yazmak istediklerimi buraya yazamadığım için kızıyorum kendime.Bir kapana sıkışmış gibiyim.Yazarsam okunacak,yazarsam yenik düşeceğim,yazarsam zayıf gözükeceğim.Oysa ben başı dik durmak istiyorum,oysa ben gururlu olmak istiyorum,oysa ben haksızlığa uğramış herkes gibi hakkımı istiyorum.

Yazamıyorum,uyuyamıyorum ve en kötüsü hayal kuramıyorum…


Hayaller kurarsınız,içinde mutluluk olan,içinde en sevdiğiniz olan,herşeyin zor edinilmiş olsa da güzel olduğu hayaller kurarsınız.Sonra bir gün biri gelir ve öyle bir şey yapar ki,dönüşü olmayacak bir şekilde her şey değişir.O biri sizde öyle bir yara açar ki,canınız daha fazla yanmasın diye gitsin istersiniz.Ama en korkuncu işte o an başlar.Çünkü o gittiğinde fark edersiniz ki , hayalleriniz çalınmıştır….

Ve siz ne yeni hayaller kurabilirsiniz bu kirlenmişliğin üzerine ne eski hayallerinizi geri alabilirsiniz yeniden yanmasın canınız diye…

Artık bir labirente hapis olmuş gibisinizdir ve en acısı artık çıkışta sizi bekleyen biri de yoktur!!!


Fotoğraf:benim objektifimden...

SAYAÇ

Sitenizesayac.com