4 Ağustos 2009 Salı

Çözüm Masası… Ruhum Sıkılıyor ,İmdat!


Bu sanırım Sahibine Mektuplara yazdım en abuk sabuk,en edebiyat yoksunu yazı olacak.Ama işte ne gelir elden ki şu an hislerim bunlar.Hatta bir çoğunuz beni kınayıp insan çalışma arkadaşları için bunları yazar mı?Okumalarından da mı çekinmiyorsun diye eleştiri getirebilir ama bir kez gemilerini yaktı mı insan, gözü hiçbir şeyi görmüyor.

Kendimi her şeyin rahatlıkla sorulabileceği bir çözüm masası olarak görüyorum burada.En abuk sabuk şeylerin bile.Ünvanım Satış müdürü diye gözüküyor ama yaptığım işler amelelik…Tabii gerçek görev tanımlarımı aksatmayan bir amelelik bu.Ufak bir örnek vermek gerekirse ;makine sektöründe olduğumuz için satışını yaptığımız mallar çelik,dolayısıyla ağır.Anlaşmalı olduğumuz kargo şirketi 100 kg üzerini kabul etmiyormuş,akşam çıkış saati ben müşteri ile telefon görüşmesi yaparak ofisin bahçesini turluyorum.Kargo,kendi ekibim ve kargolardan sorumlu sekreterimiz beni kovalıyor.Neden???Çünkü kargo malzemeyi alamayız demiş.!!!Galiba benim onlardan daha zeki olduğumu yada bir sihirli değneğe sahip olduğumu düşünüyorlar.Ya da daha kötüsü fazladan iş yapmak,efor sarf etmek,çözüm bulmak,kendilerini yıpratmak istemiyorlar.Bilinçaltlarında nasılsa Başak gelir ve sorunu çözer bilgisi var.Ama işte o bilgi nasıl oraya yerleşti ve nasıl değiştirilebilir hiç bilmiyorum.Bu her gün ufak tefek ama insanı yıpratan bir sürü olaylar zinciri olarak devam edip gidiyor ve ben deliriyorum.

Sonuç mu;sürekli nükseden bir hastalık,sakin durmam için bir doktor raporu ve çaresizlikten kıvranan yarı deli bir kız…Yani ben…

Şimdi diyeceksiniz ki o zaman ayrıl o işten,kökten çözüm olsun.Onu da yapamıyorum.Maalesef teyzemin eşinin şirketi ve şu an krizden ötürü zor günler geçiriyorlar.Gitmem onlar için kötü sonuçlar doğurabilir ve ben de vicdanen rahat edemem.Ayrıca yaptığım işi de seviyorum.

Yani anlayacağınız ne yapacağımı bende bilmiyorum…Alıp başımı çok çook uzaklara kaçasım var,beni kimsenin tanımadığı bir yere.Sevdiğim birkaç insanı da yanımda götürebilme lüksüm olsaydı inanın her şeyi bırakır ,yurdumun uzak bir köşesine firar ederdim.Stresten,sinir harbinden,sevgisizlikten,suistimallerden,yüzünüze gülüp ardınızdan demediğini bırakmayan insanlardan,çıkarcılıktan çoook uzaklara…

Sevgiyle Kalın…


Fotoğraf alıntı.

10 yorum:

öykü dedi ki...

Basakcım sana bı mım var bloguma ugrarsan sevınırım
sevgılerımle

Hayalbemol dedi ki...

Her iş aynı. Dünyada mükemmel insanların bir araya toplandığı bir iş grubu yok, ya da ben daha görmedim. O nedenle, hayatımızın en mükemmel anlarını toplamaya ve onları genişletmeye çalışıyoruz. Biraz mutluluk kopartabilirsek, ne ala...

Başak BAŞOL dedi ki...

Sevgili Hayalbemol,

Söylediklerinde haklısın ama işyerlerimizde geçirdiğimiz zamanı göz önüne alacak olursak neredeyse özel hayatımızadan daha fazla olduğunu görürüz.Bu durumda haliyle insanda sinir stres tavan yapıyor..

Herkese huzur dolu bir iş ortamı dilerim!!

Sevgiyle Kalın,

Adsız dedi ki...

Aslında 2 çift laf yazacam ama yine kızacaksın bana. Onun yerine senin gibi şeker neşeli cıvıl cıvıl birisini bile çıldırtıyorlar ya ben daha ne diyim.
tez kellle leri kesile yağlı kazığa geçirile ve meydanda ahaliye gösterile..

sevgiyle kal.

not: yazıdaki resimi sen mi çektin. eğer oyleyse daha önce resimlerin için soylediklerim için özür dilerim. çok yol katetmişsin.

Başak BAŞOL dedi ki...

Sevgili Gizemli adam,adsız...

Yaw sabah sabah bir hayli güldürdün beni.Kendini tanıtmak istemiyorsun ama ben merak edeyim yada bulayım diye ipucları veriyorsun.Valla komiksin.Şimdi;
1-Fotoğrafa resim diyen birine fotoğraflarım konusunda fikir sormam
2-Fotoğraf alıntı diye yazıyor yazının altında onuda mı görmüyorsun?


Hadi kal salıcakla,bugünlük sana bu yeter...

Adsız dedi ki...

Hile yapma o yazı orada yoktu. yada vardıysada ben görmedim. Neyse hata bende zaten. Onu senin çekebileceğine ihtimal vermek. köpekle çektiklerini gördükten sonra.
Bu arada burun bir karış havada. fotografa resim diyen falan filan. kursa gitmeye başladın galiba.

neyse iyi bak kendine.

Başak BAŞOL dedi ki...

Sevgili adsız,

:)))))Sana sadece gülüyorum...Senin kim olduğunu bilsem de söylemeyeceğim..:)))

UykusuZ dedi ki...

Başakçım ben bu yazıyı atlamışım,
öncelikle iş arkadaşlarım ile ilgili olarak onların da görebildiği bir yere bunları yazmazdım.
Benzer bir durumdayız, üstelik benim bir de sinir sorunum var, çok sert olabiliyorum ancak bu bağırmak çağırmak değil kelimelerle dövmek. Örnek vereyim, bulunduğum yer az elemanı olan ama hayati öneme sahip bir yer ve 1 tane elemanı var. Bu çocuk iş yapma şekillerini bir türlü öğrenememiş ve nerdeyse çıkarılması için gerekli delilleri toplamaya başladığım birisi.
Geçen hafta içinde bundan bir iş istedim, ancak detaylı anlattım neyi nasıl istediğimi. Sonuçta işi bitirdi, tesadüfen bu yaptırdığım çalışma şirkete yayıldı ve heryerden tebrik yağmaya başladı.
Ben de bu çocuğun haberi olmadna bunu büyük müdürlerimize ulaştırdım. Kendisine teşekkür edildi, belki de işini kaybetmek üzereyken ödül bile alacak.
Ben de senin gibiyim, karşımdakine o işi verip 1 gün bekleyeceğime 10 dakikada kendim yaparım fikri bende de var ama aslında öyle değil.
Diğer bir örnek; sayısız stajyer yetiştirdim, hepsi bilg. müh. okuyan insanlardı ki ben bil. müh. değilim. Bundan 3-4 yıl önce bi stajyerim uyardı, abi ekşisözlükte sizin şirkete bakarmısın.
Çoğunlukla aşağılama , dalga geçme vs ve şöyle birkaç yazı;"stajımı orda şu departmanda zevkle yaptım ve hayat hakkında çok şey öğrendim"
aynı kelimeler olmayabilir sanırım böle bişilerdi.
Yani insanlara sorumluluk verip takip etmek lazım. Yapamıyorlarsa da yol gösterip tekrar denemelerini sağlamak lazım.

Tarki dedi ki...

Sen al başını Göcek 'e git. Ali abi 'nin yanına. Bizde oraya gidicez zaten. Orada toplanmış oluruz.. :)

Başak BAŞOL dedi ki...

Tarkan,

Valla giderken,uğrayıp beni de alın.Malum toplu taşıma araçlarında ki çaycı,çöpcü vs gibi arkadaşlar benden kaçtığı için tek başıma seyahat edemiyorum.Düşünsene ya uçakta pilotta aynı sebeple kaçarsa...

Sevgiyle Kal..

SAYAÇ

Sitenizesayac.com