30 Mart 2010 Salı

Sıkıldım…


Bugün yalnızım evde ve yol boyunca düşünerek geldim.Hayatımı düşündüm.Yapmak isteyip te ertelediğim her şeyi ,başkaları için şu yaşıma gelene kadar yaptıklarımı,önceliklerimin neden hep başkaları olduğunu düşündüm.


Hep basit bir hayat istediğimi söyleyip durdum şimdiye kadar.Bir evim ,bir kocam,bir oğlum olsun bana yeterdi.Ama bu kadar basit miydim ben sahiden?Bu muydu aynada gördüğüm kadın?


HAYIR!


Bu değil di!Bu kadar basit değildi.Kabul ediyorum artık,ben bu değilim.Bir kere adrenalin tutkunuyum ben,öyle sıradan kendi halinde ilişkiler bana göre değil.Nefret eder gibi sevmeliyim sevdiğimi ,öylesine keskin olmalı.Ölümle yaşam arasına sıkışmak gibi ,vazgeçilmez olmalı benim için.İkincisi ihtiras arıyorum ben;her şeye rağmen Sen diyebilmeli karşımdaki…Benim için bana özel bir şeyler yapabilmeli.


Üçüncüsü ;hala çocuğum ben.Büyümek işime de gelmiyor üstelik,çocukluğumu kabullenebilmeli karşımda ki..


Dördüncüsü ;ne kadar tabiatım kök salmaya can atsa da ,özgür ruhluyum ben.Her an gidebileceğimi hissetmem gerek,kalmak istersem istediğim için olmalı bu.


Beşincisi;beni ben oldum için sevmeli ,sevecek olan.Çünkü ben kendimi seviyorum.Hatalarımda en az doğrularım kadar benimdir.Kim benim için fedakarlık etti ki ben bu yaşımdan sonra birileri mutlu olsun diye fedakarlık edeceğim…


Yani uzun lafın kısası,bir kere daha psikoloğumun kulaklarını çınlatıp ,normal olmadığımı kabul ediyorum.Evet ben sokakta ki insanlardan farklıyım ve bundan dolayı da açıkcası çok mutluyum.İyi ki böyle olmuşum.


Hal böyleyken,dedim ki kendi kendime ;o zaman durma Başak! Yorma boşuna kendini diğer insanlar gibi olacağım diye.Yorma kendini bir evim bir yuvam olsun diye.İçinden gelen ne varsa onları yap!Hazır nefes alıyorken hala yaşamaya değer bulduğun ne varsa onu yap,daha fazla erteleme içinde ki sesi…;Nisan’da trenle Mardin’e git,fotoğrafla o gitmeyi çok istediğin şehri, mayısta motor sınavına gir ,al A2 ehliyetini,öğren motora binmeyi,sonra ver rüzgarın ellerine kendini…



Zaten yaşlanıyorum,bari güzel olsun finalim….


28 Mart 2010 Pazar

Ankara Kalesi -Ulus


Söz verdiğim gibi gecikmeli de olsa Ankara Kalesi fotoğraflarımla sizi buluşturuyorum...

Hiç sevmediğim bir şehir ve çok sevdiğim bir adam ile geçirilen bir günden kare kare anılar...

Ne olursa olsun gün sonunda hava kararıpta dönüş yoluna geçince evimi özledim...Şu minibüs şimdi Kadıköy'de olsa beni evime götürse ,sabaha karşıda martılar çığırsa yatak odamın camında dedim..

Gökyüzünden martılar eksilmesin...

Fotoğraflara bakmak için aşağıdaki linki kullanınız.

Ankara Kalesi-Ulus

25 Mart 2010 Perşembe

Söylemek İstediğim Herşey;

Belli ki çok beklemişiz birbirimizi.Belli ki acıların süzgecinden geçip öyle damlatmıştık sevda damlalarımızı birbirimizin üzerine.Şimdi bundandır tedirginliğimiz.Ama bilirsin aşk sevmez tedirginliği,ya tam açacaksın yüreğini yada hiç yeltenmeyeceksin.Grisi yoktur aşkın ya siyahı ya beyazı seçeceksin.Bambaşka diyarların sakini,başka başka yolların yokuşuyken nedir bizi karşılaştıran şey?Aşkı bulmak zordur yar...Öyleyse kıymetini bileceğiz aşkın.Bir kez buldun mu yapışacaksın yakasına.Ellerini bir saniye ayırmayacaksın aşkın üstünden.Bir çiçek gibi sulayacaksın,büyüteceksin...Öyle uzaktan bakmayla yaşanmaz aşk.Ruhunu adayacaksın.Beni düşündüğünde bedenin titreyecek,ellerin titreyecek,yutkunamayacaksın.Özlem tutuşturacak seni alev alev yanacaksın.Ayrılık fikri deli edecek seni yokluğum aklına geldiğinde bir taş gelip yüreğine oturacak,ağırlığın altında ezileceksin.Yerinden kalkamaz hale geleceksin.Düşünemeyecek,konuşamayacak hatta ağlayamayacaksın.’Seni seviyorum’ bunu sadece dilinle değil,yüreğinle,gözlerinle de söyleyeceksin.Ben beni sevdiğini dilinle değil,gözlerine baktığım zaman anlayacağım.Birlikteyken unutacaksın dünyayı.Sadece bana ait olacaksın.Bende sana.Birbirimizden başka hiç birşeyin önemi olmayacak.Sana dokunduğumda k anın hızlı hızlı akacak,yüreğin deli gibi çarpacak,nefes nefese kalacaksın.Sanma ki senden farklı olacağım bende...Bin kilometre ötede olsan gel dediğinde koşacağım sana,merak etme.Bir tek gün bırakmayacağım elini.Yanımda olmasan aklımda olacaksın,baktığım
her yerde seni göreceğim.Bu aşktan bunu anlıyorum işte.Sıradan olmadım hiç.Bir kaç sevgi sözcüğüyle geçiştirilecek aşklar bana göre değil.Yaşayacaksam doya doya yaşamalıyım aşkı.Her hücreme girmelisin.Bende hüküm sürmelisin.Aşk kaçağı değil,aşk mahkumu olmalısın.Şimdi bırakalım tedirginliği bir kenara kenetlensin ellerimiz ve aşk bizi alsın kollarına...

HAYDİ NE DURUYORSUN?


Cezmi Ersöz...(Alıntıdır)

22 Mart 2010 Pazartesi

An


Bir an için,
Ben susuyorum...



Sonunda virgül değil nokta olan aşklara...

21 Mart 2010 Pazar

İstanbul Yolcusu Kalmasın….

Evet tüm hafta sonu ortalarda gözükmeyen bu kız size söylemeden kalktı Ankara’ya gitti.Açıkcası bu aralar bu habersiz yolculukları çok yapacağa da benzer…

Kafası gene karışık,gene biraz aşık ama bu kez temkinli …Baharında yavaş yavaş kendini hissettirmesi ile kendini havaların o aşk kokan hallerine kendini kaptırmamaya yeminli…


Ankara’dan ayrıları iki saat oldu.Şu an Bolu sınırları içinde güneşle birlikte seyahat etmekteyiz.Hiç sevmediğim halde koridor tarafında oturuyorum ama Allah’tan gidiştekinden kat be kat iyi bir yol arkadaşım var.Şeker mi şeker bir teyze….


Çok uzun uzun yazamayacağım buradan sizlere ama şu kadarını söyleyebilirim ki akşama sizi muhteşem bir fotoğraf şöleni bekliyor.Eeeh Başak bu nereye giderse gitsin fotoğraf çekmeden dönmez.Bu kez benim objektifimden Ankara Kalesi-Ulus’u izleyeceksiniz…


Ayrıca buradan bana tatlı bir sürpriz yaparak Kişisel Blog Ödülüne layık gören sevgili Haykırış’a da çoook teşekkür etmek istiyorum.Gerçekten şuan öyle iyi geldi ki…

Şimdilik benden bu kadar…Az kaldı unutuyordum…İki günde öyle çok şeyi özledim ki;


Hayat arkadaşım kedoşum Gümüş’ümü

Kuzenim ,ev arkadaşım Damlayı

Öykünün sabahları neşe dolu yazılarını okumayı

Deniz kokusunu

Yatak odamın camında çığıran martıları…

Evet tüm başı bozukluğuyla İstanbul’u…

Hiç uyumayan,yorulmayan gece gündüz yaşayan şehir İstanbul’u…


Bekleyin geliyorum…J


Fotoğraf benden.



15 Mart 2010 Pazartesi

Babam’a


Babacığım…


Senden ayrılalı 6 sene geçmiş dün.6 koca sene be baba.Daha yeni birbirimizi bulmuştuk beni bırakıp gittiğinde…


Biz hiç o babasına aşık kızla ,muhteşem baba olamadık seninle.Neden olamadığımızı çok düşündüm ben,çok ağladım üzerine.Zamanı geri almak istedim,bir şeyleri değiştirmek için.Gene de anılar var ya baba.Az da olsa o güzel anılar;


Hatırlar mısın ?Ne zaman korku filmi izlesek ben hemen kucağına saklanırdım mesela.Yada tüm çocukluğum boyunca odamdan gitmeyen hayaletlerden gecenin 3’ünde sen kurtarırdın beni.Hani bir kez peşinden çatıya çıkmaya çalışmıştım tahta merdivenden de inememiştim sonra,sen kucağında indirmiştin beni….


Kalbinde piller vardı senin baba ve ben o pillerin tik tak yapan sesini senden sonra başımı koyduğum tüm erkek göğüslerinde aradım baba.Bulamayınca da daha bir sıkı yasladım başımı bir umut belki derinden de olsa gelir bir ses diye…


Gelmedi baba…


Senin geri gelmediğin gibi ,annemin gelmediği gibi gelmedi baba.!


Gelmeyince kaçtım ben hep baba.Bir köşe başından sen çıkarsında bu kez durdurursun belki beni diye.Bu kez bana gençliğini anlatırsın diye,bu kez bir kere olsun ‘Kızım seni çok seviyorum ‘dersin diye…

Kimse beni durdurmadı beni ,sen gittiğinden beri.Kimse gurur duymadı benle ,kimse gerçekten sevmedi beni ve kimse kızım demedi baba sen gittiğinden beri…


Bazen hala geceleri uyanıp sana sesleniyorum baba.Gelmeyeceğini biliyorum ama ‘baba’ diyebilmeyi özlüyorum be baba!!!


Biliyorum bir yerlerden bakıyorsun bana.İşte benim kızım diyorsun gururla,hiç okşayamadığın saçlarımı okşuyorsun usulca .Ama şu boşluk var ya baba,ne yapsam, ne etsem dolmuyor be baba…


Bazen sokaklarda kız çocukları görüyorum elleri babalarında.İçim acıyor baba,elime bakıyorum şu yaşımda baba,keşke benimkini de tutan olsa diye.İnsanların babalarını kıskanıyorum ben baba!!


Beni o kadar babasız bıraktın ki….


Ve ben o kadar senin sevgine muhtaçtım ki…


Şimdi gelsen gene ,hiç bir şeyi beğenmesen gene ama gelsen,hep başkalarının çocuklarını örnek versen kızacağımı bile bile ama gelsen,rüzgarına kapılıp başıma iş açmayayım diye kitaplarını saklasan benden gene ama gelsen.


‘Söz bu kez dizinin dibinde kalacağım ,hani sen derdin ya kızların yeri babalarının dizinin dibi diye,kalacağım bu kez baba,sen git artık desende kalacağım baba!Ne olur gel baba!!’


Seni çooook seviyorum Baba’m


Not:Öykü’m ve Bedardem’im ne olur affedin beni…


14 Mart 2010 Pazar

Büyük Buluşma

Bugün ayın kaçı ?Unuttum ..Günlerden ne ?Sanırım Pazar olmalı…Peki sevgilim nerede?


Az önce gitti…


Vaktim olsa yazacaktım ama o kadar koşuşturmalı geçti ki şu son bir hafta yazamadım size.Hani ‘bir adam’ vardı demiştim.Beni isteyen ,ısrar eden…ve Ankara’da yaşayan…

İşte sonunda bu hafta sonu büyük buluşma gerçekleşti.


Cuma gecesi saat 11 Ataşehir Nilüfer Turizm terminali


Aylar sonra makyaj yapmış ,hanidir giymeyi unuttuğu feminen kıyafetlerini giymiş,iki dirhem bir çekirdek ben ,heyecandan ve korkudan ölmek üzere gergin gergin tırnaklarımı kemiriyorum.Çevrede ki herkese tek tek bakıyorum,ödüm patlıyor tanıyamazsam diye..Gördüğüm tipler beni daha da geriyor açıkcası…Arabadan inip içeri giriyorum.18:05 Ankara otobüsü geldi mi diyorum görevliye.Birazdan burada olur diyor.Volta atmaya başlıyorum deli gibi.Ve sonunda otobüs terminale iniyor.Allah’ım öleceğim şimdi diyorum içimden.


Tanıyorum…Ama elim ayağım birbirine dolaşmış bir şekilde.Ne desem ne yapsam bilmiyorum .O çok rahat gelip sarılıyor,o ilk sarılıştan ne çok şey bekliyorum.İçimde binbir tereddüt var benim,geçmişim bir ayağımdan çekiyor hep beni.İçimde susmayan sesler var,kulağıma kötü şeyler fısıldıyorlar.


İlk 12 saat kendimle kavga ederek geçiyor.Sonra içimde sağlam kalan tek ses ‘Başak kızım toparlan artık diyor ,bırak geçmişinin elini,vedalaş artık onunla diyor.Canını yakmaktan vazgeç artık diyor.Dediğini yapıyorum.Geçmişime el sallıyorum usulca,şimdi artık o var bir tek.Ne önümde ne arkamda sadece yanımda…


Zaman geçiyor ,akıp sessizce su gibi gidiyor ve ayrılık anı geliyor.Hiç sevmedim ben kısada olsa tüm ayrılıkları,bunu da sevmedim…


Daha şimdiden özledim ‘Adam’ı…



Ben galiba…



SAYAÇ

Sitenizesayac.com