21 Kasım 2009 Cumartesi

AAAAA Başak Hasta Olmuş!!!!


Şimdi insan hastalığını hele de grip gibi basit bir hastalığı buraya yazar mı ?demeyin hiç.Bu bir ibret-i alem öyküsüdür.

Domuz gribine var olduğu günden bu yana hiç inanmayan ben, ki hala inanmamaktayım.Bir memleketin sağlık bakanı televizyona çıkıp bu sene gripten 22 milyon vatandaşımızın ölmesini bekliyoruz derse ve o memleketin insanları ‘ya bu adam ne diyor zaten bizim nüfus 70 milyon değil miydi?diye sorgulamazsa ve işin ilginç olanı bu muhterem bakanımız bu açıklamasından evvel 28 milyon grip aşısı!!! satın almış olduğumuzu bildirirse gel de inan!!!!Bana göre yaratılmak istenen bir korku ve panik ortamı var ki bunu da başarı ile yarattılar.Neyse konumuza geri dönelim;işte bu domuz gribi mevzusuna inanmayan ben Salı günü uyanır ve görür ki kuzeni hasta,grip olmuş,ateş falan yatmakta.Tabii hiç aklına gelmez bulaşır bu bana diye…

Çarşamba sabahı kalktığımda anladım bir şeyler ters gitmekte,bir ağırlık,bir kırıklık var üzerimde.Öğlene doğru anladım ;ben hasta oluyorum.Üşüme krizleri,halsizlik had saffada.Ben ki ayaklı eczane deposuyumdur.Koca şirkette ben dahil kimsede bir tane ilaç,hatta vitamin bile yok.Öyle hasta olmaya beş kala döndüm eve,ki kuzen gündüz bayağı kötüleşmiş.Ona çorba pişirdim,ayakta kalmak için bir sebep olunca kendi hastalığımı unutmaya başladım.Ben unuttum unutmasına da hain virüsler beni unutmadılar…

Perşembe sabahı;Allah’ım sana şükürler olsun ki bize bunca muhteşem çalışan organı verdiğin halde onları hissetmememizi sağladın.Evet ciğerlerimin yerini hissederek uyandım.Elime kalem verseler ince hatlarına varıncaya kadar çiziceğim.O nasıl bir acı,o nasıl bir yanma hissi.Her nefes aldığımda sevgili akciğerlerim nasıl yanıyorlar,tarifi yok bunun.O sancı ciğerlerimden diğer uzuvlarıma hızla yayıldı.Tabii arkasından ateş 38,5 dan 39’u buldu.Bendeniz ise harika hayaller aleminde müthiş rüyalar gördü bir süre.

Şimdi daha iyiyim.Ama tüm bunlar olup biterken ilk kez bir şey istedim.;Sigarayı Bırakmak!!! Sevgili ciğerlerimi bunca senedir fazla hor hakir kullandığımı ve isyan ettiklerini anladım.Bilmiyorum başarabilir miyim ama bunu düşündürdüğü için bile hasta olduğuma sevindim…

Bugünse kendime biraz temiz hava aldırmak ve biraz fotoğraf çekmek için Kadıköy’den vapurla Eminönü’ne geçtim.Ve muhteşem bir şey oldu vapur seyahati sırasında ‘Yunus gördüm’!!!O kadar güzellerdi ki en son küçücük bir çocukken görmüştüm onları.Ama seyretmekten fotoğraflarını çekmek aklıma gelmedi.Onun yerine size İstanbul’u her daim kanatlarının altına alan Martılardan gösterebiliyorum.Benim objektifimden…

18 Kasım 2009 Çarşamba

Kapan…


- Başak bu aralar ne yapmakta???

Kendime bu soruyu sorarken buldum kendimi.Bu aralar kaçak göçek bir insanım ben.Dışı farklı içi farklı…

Her gün aynı duayı ediyorum.Ne olur artık güzel bir şey olsun.Bir yerlerden çok mutlu bir haber gelsin bulsun hepimizi.Yazın ilk dondurmasını yiyen çocuklar gibi mutlu olalım.Yada ne bileyim o en çok sevdiğimiz arkadaşlarımızla felekten bir gece çaldığımızda ki gibi mutlu.Aşık olduğumuz insanla geçirdiğimiz en güzel günlerde ki gibi mutlu…

Kendime kızgınım,asıl yazmak istediklerimi buraya yazamadığım için kızıyorum kendime.Bir kapana sıkışmış gibiyim.Yazarsam okunacak,yazarsam yenik düşeceğim,yazarsam zayıf gözükeceğim.Oysa ben başı dik durmak istiyorum,oysa ben gururlu olmak istiyorum,oysa ben haksızlığa uğramış herkes gibi hakkımı istiyorum.

Yazamıyorum,uyuyamıyorum ve en kötüsü hayal kuramıyorum…


Hayaller kurarsınız,içinde mutluluk olan,içinde en sevdiğiniz olan,herşeyin zor edinilmiş olsa da güzel olduğu hayaller kurarsınız.Sonra bir gün biri gelir ve öyle bir şey yapar ki,dönüşü olmayacak bir şekilde her şey değişir.O biri sizde öyle bir yara açar ki,canınız daha fazla yanmasın diye gitsin istersiniz.Ama en korkuncu işte o an başlar.Çünkü o gittiğinde fark edersiniz ki , hayalleriniz çalınmıştır….

Ve siz ne yeni hayaller kurabilirsiniz bu kirlenmişliğin üzerine ne eski hayallerinizi geri alabilirsiniz yeniden yanmasın canınız diye…

Artık bir labirente hapis olmuş gibisinizdir ve en acısı artık çıkışta sizi bekleyen biri de yoktur!!!


Fotoğraf:benim objektifimden...

12 Kasım 2009 Perşembe

Revizyon :)


Evet…Bu gün çok eski bir arkadaşım (benim nerdeyse 2 misli olan bir arkadaşım)bir zamanlar benden korktuğunu söyledi.Şaşırdım,yarın kadarım neyimden korktun dediğimde de ‘O senin görünen kısmın bir de senden bir o kadar yerin altında var’ dedi.

Dedi ve kendime getirdi.Bu kız toparlanmaya karar verdi.Bana arkadaşı olarak bile zerre kadar değer vermeyen biri için üzülmenin bana bir şey katmayacağına karar verdim.Anılarımı ise henüz nereye koymam gerektiğine karar vermedim.Ben maalesef karşımdaki kadar insafsız ve acımasız davranamıyorum.Biri benim için değerliyse onu birden bire yerden yere vuramıyorum.Hatalıysam af dilemeyi biliyorum.Neyse konu bu değil.

İşte normale dönme reçetesi;

  1. Beyini sürekli yor.Seni üzecek şeyleri tekrar tekrar düşünmesine izin verme.Yani sürekli bir şey yap.
  2. Seni mutlu eden şeylerden uzaklaşma !Bazıları sana acını bile anımsatsa onları yaparken mutlu oluyorsan devam et!
  3. Yaşanılmışlık olan her yere bir kez de yalnız yada birileriyle git.Özel hiçbir yer hiçbir şey kalmasın.Bu bir filmi iki kez izlemek anlamına da gelse yap bunu!
  4. Sakın saçlarını kestirme !!!(Bu özellikle benim için ,bunu milyon kez yaptım ve milyon kez pişman oldum)Belki rengini değiştirmek iyi bir fikir olabilir.Bu konuda herkesden fikir istiyorum!!!
  5. Hareket et!Kalabalıklara karış,sırf yürümekte olsa,kendini yoracak şeyler yap!Yeni insanlarla tanış!
  6. Umutsuzluğa sakın kapılma…Dua et!!!
  7. Yapacak hiç bir şey bulamadığın zamanlarda kitap oku…
  8. Yeni hayatın için otur beklentilerini yaz ve bunlar ciddi şeyler olsun…Unutma hayattan ne istediğini bilmezsen,onun getirdiklerine razı olmak zorunda kalırsın.
  9. Aynanın karşısına geç ve hala ne kadar güzel/yakışıklı bir insan olduğunu gör ve bunun için şükret!
  10. Sık sık kendinden kötü durumda olanları aklına getir ve sahip olduklarından ötürü şükret!
  11. Herşeyin başının önce sağlık olduğunu sakın unutma! (Bu özellikle benim için ;her akıttığım gözyaşının ömrümü tüketmekte olduğunu fark etsem iyi olur)
  12. Bol bol gülümse ve sakın hayatı erteleme!!!Çünkü kimse ama kimse sana bugünü bir kez daha yaşatamaz…

Tüm reçeteyi uyguladığın halde hala içinden sana insan olarak bile değer vermeyen biri için ağlamak geliyorsa,Ağla!!!Ama bunu aynanın karşısında yap ki gözlerin sana gerçeği göstersin,ellerin kontrolü ele geçirip sana kendine gelmen için bir tokat indirsin!!!

Yarın yeni hayatımın ilk günü…Herşeyin yolunda gitmesi için dua edeceğim ve sizlerden destek bekleyeceğim.Biliyorum zorlandığım anlar olacak.Ama içimden bir ses kış sonunda size ilk baharı benim müjdeleyeceğimi söylemekte…

Sevgiyle Kalın…

Umut(suz) ve Yorum(suz)


Nefes alamıyorum ben,

Günlerdir

Uyuyamıyorum ben

Gecelerdir…

Hani demiştiniz ya siz (ler)

Zamandı herşeyin çaresi

Geçerdi

Geçecekti

Geçmedi…

Hani demiştiniz ya siz (ler)

Azalırdı tüm acılar

Zamanla

Azalacaktı

Azalmadı…

Siz hiç acıyı sevmediğiniz halde kaşık kaşık acı ne bulduysanız evde yediniz mi?

Siz hiç parmağınızı bir yere sıkıştırdığınızda ağlaya ağlaya mutlu oldunuz mu?

Siz hiç içinde taşıdığınız gerçek acıyı azaltıyor diye bildiğiniz tüm acıları tattınız mı?

Siz hiç her gün gittiğiniz evinizin yolunu şaşırdınız mı?

Siz hiç farkında olmadan saatlerce gözyaşı akıttınız mı?

Siz hiç her gün daha iyi olacağım diye yatıp her gün daha kötü kalktınız mı?

Siz hiç uyanmamaya yattınız mı?

10 Kasım 2009 Salı

1938 yılı 10 Kasım Sabahı…


Ankara’ya kış soğuğu çoktan çökmüştü o yıl.Her kıştan farklı hepimizin üzerinde bir tedirginlik ,bir korku vardı.Büyüklerimiz sürekli bunu konuşuyor ,yaşlılarımızsa dua ediyorlardı.Mustafa Kemal hastaydı ve durumu ağırdı.

O gün siyah önlüklerimizi giyip çamur yollardan geçerek okulumuza varmıştık gene,hepimiz okuduğumuz için her gün bin kere şükrederek ,bizi okula bin bir zorlukla yolluyan ailemizin yüzünü kara çıkarmamaya uğraşıyorduk.Çünkü o yıllarda hele de kız çocuğuysanız okumanız çok zordu.Sebep gericilik değildi ama fakirlikti.

Ben şanslıydım gene,babam terziydi,hemde bir dönem Mustafa Kemal’in terziliğini yapmış ve hatta bu vesileyle bende bizzat Paşa’yla tanışabilme fırsatına ermiştim.Tanışma derken daha çok küçük olduğumdan beni kucağına alıp sevmişti.Ama o küçük yaşıma rağmen ömrüm boyunca o anı hiç ama hiç unutmadım.

Üçüncü ders cebirdi.Çok iyi değildi aram cebirle ama gene de dersi can kulağıyla dinliyordum.Derken bir çığlık koptu dışardan,ne olduğunu anlamamıştık.Dersi anlatan öğretmenimiz o da meraklanmış olacak ki bizi sessiz kalmamızı tembihleyerek dışarı çıktı.Geri geldiğinde gözleri yaşlı,yüzü kireç gibiydi.Hepimizin yanına tek tek gelerek birer birer yakalarımızı çıkardı.Neler olduğunu anlayamayan bizse hala sessiz sessiz bir açıklama bekliyorduk.Ama içimizden bir ses kötü bir haber alacağımızı çoktan söylemişti bize.Sonunda beklenen haberi öğretmenimizin titreyen sesinden duyduk;

- Mustafa Kemal’i kaybettik çocuklar!

Ölen annemizmiş gibi babamızmış ki ağlıyorduk…Bu böyle günlerce devam etti.Üç ay boyunca beyaz yakalarımızı takmadık.Biz öğrenciler de ,çalışanlarda evde annelerimiz de ve hatta gökyüzü bile simsiyahtı…

Bana bu yaşadıklarını anlatan ,o anı hepimizden daha derin yaşamış olan Nazan Erbütün’e kucak dolusu sevgilerimi sunarım.Nur içinde yat anneanneciğim…

Evet ben de 71 yıl önce aynı anneannem gibi simsiyahtım bugün.Ve ben de tıpkı anneannem gibi tıpkı annem gibi Cumhuriyet Kadını olarak doğdum,gerekirse bunun için kanımın son damlasına kadar savaşarak ta öleceğim.Ve belki de bir başka Cumhuriyet Kadınının annesi olmaya da adayım…

‘ Atam,sana bugün bir kez daha rahat uyu diyorum.Çünkü farkındayız,dışarda ve içerde bütünlüğümüze kast etmiş düşmanların farkındayız! Hepimiz senin izinden yürüyen Türk Gençleriyiz.Oradan baktığında azınlık gibi dursak ta senin de dediğin gibi bizlerden biri bile dünyalara bedel ve eğer güç kullanmaya gerek duyarsak damarlarımızda akan kanında bilincindeyiz!!!’

Seni Saygıyla Anıyoruz…


A.Başak Başol…Bir Cumhuriyet Kadını….


Fotoğraf:Benim objektifimden...

7 Kasım 2009 Cumartesi

Sessiz Gemi Son-Aşk Suçlusu


Bazen hayatta en güvendiğiniz insanlar,sizi en çok acıtacak olanlar olabilir…


Bunun kalan hayatım boyunca senin için yazacağım en son yazı olmasını temenni ediyorum.

Elimde fotoğrafların saatlerdir öyle şaşkın şaşkın hala olanlara inanmaz bakıyorum onlara.İçimde bir yer seni öyle çok sevmiş öyle çok benimsemiş ki avaz avaz bağıran öfkemi duymazdan geliyor.

Sen öyle bir şeydin ki benim için;aşktan öte,sevgiden önce,adalettin sen,dosttun,güvendin.Doğruluğun ta kendisiydin.Saftın.Kaybolduğumda kutup yıldızım,hastalandığımda ilacım,ağladığımda neşe kaynağımdın.Temizdin sen,süt kadar beyaz,kar kadar temiz.Ama şimdi kan lekesi var o bembeyaz karın üzerinde.Artık saf değil,artık güvenilir değil,artık o benim kayıtsız şartsız güvendiğim tek insan değilsin SEN.

Bu yazıyı o yüzden yazıyorum işte,düne ve bugüne dair içimde kalan her şeyi sana söylemek için,bembeyaz başka bir sayfa için.İçinde sadece ben olan bir sayfa,içinde sen olmayan bir sayfa…Lekesiz,ter temiz…

Geçmiş;

Hep suçladın beni,ben kabullendikçe olan biteni daha da üstüme geldin.Ama şimdi ayna olacağım sana,aynı kendime olduğum gibi.Evet ben cesur değildim,masaya yumruğumu vurup,aşkımın peşinden gidemedim.Seni de yaktım,kendimi de …Aşk uğruna ölemedim..Ama ya sen…

Bekledim,günlerce gecelerce bekledim.Dün gibi aklımda,hani hep unutmuş olmamdan yakınırdın ya anımsıyorum şimdi,her şey çok berrak.Tam bizim odaya giden yol üzerinde,mutfağın az ilersinde ‘Bizi yan yana bile görmek istemiyorlar ,uzak dur benden,bitti bu iş’dedim…Ve bekledim…Bizim aşkımız buna yenilmez,saçmalama demeni,bir gece ansızın evimin kapısını çalıp bana sımsıkı sarılmanı bekledim.Seni seviyorum,böyle bitmez,buluruz bir çare demeni bekledim.Bir erkek gibi davranmanı bekledim…Sense kendi aşkının acısından,kendini kaybettin,soğuk kanlılığını kaybettin,beni kaybettin…Acın azalsın,nefret aşkını körertsin diye hayali sevgililer yarattım kendime…Ne çok hazır mışın meğer benden nefret etmeye,beni yerden yere vurmaya…

Aynanın bu tarafından bakınca aslında hayali bir sevgilisi olan ben değilmişim küçüğüm.Senin bir hayali sevgilin varmış,çok sevmişin onu ama gerçek olması için,senin olması için hiç mücadele etmemişin.Onu korkularıyla,acılarıyla hep yalnız bırakmışın sen.Suçlamak kolay gelmiş,bir büyük nefret büyütmüşün içinde,kırık küçük bir aşkın yanı sıra…

Bugün..

Hatırlarsın sana demiştim ben;Kalbinde bana yer yoksa sakın bir daha bana dokunma diye.Sakın demiştim,öldürürüm demiştim,hem seni hem kendimi…Olmaz demiştin ,bir daha olmaz…!Ben seni bugün öldürmek istedim sevdiğim,ben bugün kendimi öldürdüm küçüğüm…Senin anlık mutlulukların uğruna bende öldün sevdiğim!!!

Biliyordun,adın kadar emindin,kalbimde aşk varken hayır diyemezdim ben sana.Biliyordun adın kadar emindin,beni ne kadar acıtacağını,beni ölüp ölüp dirilteceğini…

Oysa ne kadar mutluydum,bilmeden senin tek gecelik sevgili oynunun başrolünü oynarken.İçimde baharlar açmıştı ellerim avuçlarındayken.Halbuki erken açan çiçekler gibiydim,sonu çaresiz ölüme açan çiçekler gibi.

Hak etmedim ben bunu,ben oynamadım kimsenin aşkıyla.Varken yok olmadım,yokken var!!Ben seni bir kere acıttım,bin kere değil…Ben seni acıtırken kendimde yanmaktaydım.Sense ateşin kıyısında benimle ısınmaktasın…

Hala inanasım gelmiyor,SEN BU OLAMAZSIN!!!

Şimdi bu şehirde bir yerde rahat rahat uyumaktasın,hatta belki eserinden mutluluk duymaktasın.İçin rahat,gönlün ferah…Belki derinlerde bir yerlerde ufak bir sızı duymakta ama umursamamaktasın…Yok sen bu olamazsın…!!!

Gelecek…

Daha fazlasını yazmak isterdim,ama yazamadım küçüğüm…Seni ben Allah’a havale ettim.Bundan sonrası mı?

Yarın sabah uyandığımda bembeyaz bir sayfam olacak,güvendiğim kimse olmasa da.Hayata yeniden başlayacağım,bu kez bana çok acı verselerde sana dair anılarımı unutmayacağım.Bir daha acıtamasınlar diye beni.Belki hayatımda ilk kez birine ait eşyaları tek tek toplayıp evimden çıkaracağım,fotoğraflarını yırtıp atacağım.Ama intikam planları yapmayacağım.

Hayat akıp gidecek,benden izlerini silecek.Sen el olup gideceksin benden…Bense öyle durup bakacağım ardından,belki bir kaç damla yaş akacak,o gece senin göremediğin yaşlar gibi sessizce..Ama yıkılmayacağım…Dimdik duracağım gene,bundan önce durduğum gibi.Gene hepinizi korkutan o güçlü kadın olacağım,taş keseceğim,duvar olacağım,bir kez daha kimse gelip te yıkıp geçemesin diye…Belki birkaç haberini alacağım,alacaksın…Ama boynum öne eğilmeyecek,içim rahat başım dik olacak,peki ya sen sevdiğim???

Ve biliyorum,bir gün o gelecek.Hiç korkmayacak benden,güçlü olacak beni taşıyabilecek kadar güçlü,sevgime layık olabilecek kadar insan.Aradığı bir son değil ,mutlu bir başlangıç olan biri….Canım deyip canımı yakmayacak biri…

Senin için içim elvermiyor kötü bir şey dilemek…Kendin gibi biriyle mutlu ol.Son dileğim tek duam;kimse ben gibi yakamasın canını yani kimse benim gibi sevmesin seni,kimseyi sevme beni sevdiğin gibi…

Küçüğüm,sevdiğim ve sevgilim;Elveda…


Not:Bu gün o en zor anda kilometrelerce ötede de olsa el verip nefes almamı sağlayan can dostum 'Uykusuz'a binlerce teşekkür ederim...

5 Kasım 2009 Perşembe

Çok Korkuyorum!!!!

Rüya değildi biliyorum,uyanıktım,uyanıktık!!!

Dünyanın en mutlu insanıydım…Sen de mutluydun gördüm!!!

Bu ellerdi ellerini tutan,bu dudaklardı öpen,öpülen…

Ne olur bana anımsamıyorum deme

Ne olur bana hataydı deme

Ne olur bana gene ‘biz’ diye bir şey yok deme

Ne olur beni öldürme!!!


Bu sabah bir büyük korkuyla uyanan bu deli kızdan,birileri benim için dua etsin,rüya devam etsin diye.Mutlu bir son olsun demeyeceğim,mutlu bir başlangıç istiyorum çünkü ben…

SAYAÇ

Sitenizesayac.com