9 Ağustos 2009 Pazar

Evlilik Yıldönümü – Eve Dönüş


Bu yazıyı yazmayı hep erteledim,çünkü daha ilk satırdan gözlerim doldu.Ama bugün sizin evlilik yıldönümünüz belki de onun içindi bunca zaman beklemem.

Anneciğim,Babacığım,

Ben evime sekiz senedir hiç gitmedim.Evet babacığım sen öldüğünden beri…Zaten sen annemden daha iyi bilirsin annem bizi bırakıp gittikten sonra ben o evde kalmak hiç istememiş,sonunda bir tek gece içinde evi terk edip gitmiştim.Halbuki kalsaydım en azından seninle daha çok vakit geçirebilecektim ama öyle kızgındım ki sana ve aslında hayata…

Evim, daha on aylıkken gittiğim,tüm çocukluğuma,ilk gençliğime şahit ,bir türlü sevemediğim,sonradan bir de ağabeyime ve bana miras olan yer.

Evim;E 5 ‘te Cennet mahallesinde iner köprüyü geçersiniz,karşınızda Atatürk ormanı,o daha çevresine çitler gerirmeden önce tüm çocukluğum boyunca içinde deliler gibi oyunlar oynadığım orman.Ormanı takip ederek yol boyu yürümeye devam edersiniz.Sağlı sollu meyve ağaçları görürsünüz.Ne çok tırmanmışımdır tepelerine tüm çocukluğum boyunca…Sonra yol biter ,siz köşeden gene ormanı takibe devam edersiniz.Bir kaç ev sonra sağ tarafınızda iki katlı bir apartman;üst katta ilk kız arkadaşımın evi,Kemal Amcalar.Hemen yanında kedileri çok seven Nuray teyzeler altlarında dedikoduyu çok seven Güler teyzeler.Bahçe bitiminde su künkünden bozma iki basamak ve işte bizim evin bahçesindesiniz.İlk göreceğiniz babamla birlikte ektiğimiz benim yıllarca büyümediği için çok hayıflandığım sonradan birden boy atan çam ağacımız.Kapıya giden yolun sağ tarafında annemin mor sümbülleri.Ve işte kapı ziline giden 5 basamak.Benim yaylandıkları için üzerinde bolca zıpladığım ve sonunda çatlatmayı başardığım beş basamak…Basamağın bitiminde sarı camlı ,kahverengi boyalı demir kapımız ve doğum günü şarkısını çalan kapı zilimiz…

Ben o kapıyı çalamam anne.Anahtarım olduğundan değil.Anahtarım uyar mı onu da bilmiyorum ki.Kapı hala kahverengi ve demirden mi onu bile bilmiyorum ben anne.İçeri girince arada bir taşlık sonra dışı siyah içi beyaz bir tahta kapı olacak mı onu da bilmiyorum.Sonra portmantonun durduğu küçük bir koridordan geçip karşıma yukarıya çıkan merdivenler çıkacak,solum salon,sağım mutfak.Ben soluma dönemem anne.Ben salona giremem anne.Girersem ilk göreceğim şey yürüyemediğin için tam onüç sene üzerinde yaşadığın yatak.Girersem seni görmem lazım,girersem senin orada olmadığını ,yatağın orada olmadığını,hatta bütün mobilyalarımızın,babamın üzerinde televizyon seyrederken uyuduğu koltuğun bile orada olmadığını görmem lazım anne.

Ya odam,yeşil boyalı L şeklindeki odam.Nice sırlarımı gömdüğüm duvarlarına yazılar yazdığım,sevdiğim şiirleri astığım odam.Karyolam hemen karşısında gardolabım,yatağın bitiminde beyaz kütüphanem ve çalışma masam.Çekmecesinde ilkokuldan bu yana aldığım tüm karneler duruyor olmalı.Merdivene en yakın, sizinle,ağabeyimin arasında ki oda.Artık benim bir odam yok anne.Ne duvar yazılarım ,ne karnelerim,ne sevdiğim şiirler…Bana ait hiç bir şey kalmamış,bu oda bana yabancı benim değil anne.Ağabeyim hepimiz gidince değiştirmiş her şeyi.Sizin odanızda öyle,senden babamdan tek bir eser yok.Elbiselerini ihtiyacı olan birilerine vermiş.Düşünebiliyor musun anne senin elbiselerini başka bir kadın giyiyor şimdi.Babamın kileri de vermiş anne.Hani babamın hep giydiği kahverengi pardesüsünü başka bir adam giyiyor şimdi anne!!!

Babacığım hani bir kez çatıya çıkmak için dayadığın basamaklardan bende çıkıp peşinden gelmiştim de boyum kısa olduğundan bir türlü inmeyi başaramamıştım.Sonunda sen söylene söylene beni kucağına alıp indirmiştin.Artık çatı katına çıkan bir merdivenimiz varmış baba.Bir de çatı katında yaşayan güvercinlerimiz.Halbuki kör de olsa bizim bir kedimiz vardı baba.Kediler kuşları yemez mi???

Ben sekiz yıldır evime gitmiyorum anne.Gidersem o ev beni öldürecek anne.Gidersem gerçekleri görmem gerekecek anne.Gidersem sen olmayacaksın,babam olmayacak,gidersem anılarım olmayacak,çocukluğum,gençliğim,birlikte oynadığımız oyunlar,binlerce anımıza şahit eşyalar olmayacak anne.Gidersem ev üzerime yıkılacak,gidersem çam ağacımız küçülecek anne.Gidersem babam ölecek anne! Gidersem sen öleceksin anne!!!

Not:Pazar gününüzü mahvettiğim için beni affedin.Ama yazmam hatta o eve gitmem gerekiyor.Öykü’m umarım sen okumazsın.

14 yorum:

Ali İkizkaya dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
öykü dedi ki...

Sabah saat 8.44..
Dagıldım..

Erkan Şen dedi ki...

Kurgu ve karamsarlık içnde veya kurgu ve olmayan bitmiş bir mutluluk içinde...

Hasta ve bir odaya kapanmış ama mutlu ve gerçeklerden uzak biçimde veya mutsuz, tüm gerçekleri öğrenmiş toplumun kabullendiği ve işte omuzum haydi yaslan ve ağla biçiminde...

Saçma, karmaşık, sıcak ya da soğuk biçimde, düzgün, düzeltilmiş ve eğilmiş biçimde... Yaş, taze, üzgün ve karamsar ama tüm bunların birleşimi biçiminde...

İnsan olmak şeklinde... İnsanlığında kaybolmak üzere...
Insalığı kaybetmek nedeniyle...
Kaybolmayı sevmek üzere...

Gidecek en azından bir yerin olmasının güzelliğini anlaman dileğiyle...

Güzel bir şarkı sözü ile;

Nasıl kaybolabilirim ki
Eğer gidecek hiçbir yerim yoksa?
...
Ve nasıl seni suçlayabilirim
Affedemediğim kendimken?

(How can I be lost
If I've got nowhere to go?
...
And how can I blame you
when it's me I can't forgive?

Metallica - Unforgiven III)

Verago dedi ki...

bazen insanın böyle film gibi geçiyor gözünden hayatı.. bazı gerçeklerle hep yüzleşmemiz gerekiyor :( ama son yazdıklarına katılmıyorum, herşey kalbinde yaşamaya devam edecek yine belki biraz daha buruk ama daha gerçek..

Cemre dedi ki...

keşke teyzem ve eniştem bugünkü evine gelip bugünkü binlerce anı ile dolu olan güzel eşyalarını, kör olmayan ama gözleri akan şirin kedini, büfende duran gülümsediğin pozlarla dolu resimlerini, iş yerindeki başarı ve teşekkür belgelerini, sektöründe nasıl saygı ve sevgi ile anılan bir yerin olduğunu, hayatlarını daha güzel yapmak için uğraştığın güzel insanları, o çatıya çıkmaya boyu yetmeyen küçücük kızlarının kocaman yüreği ile nasıl yıllardır tek başına, hayatın tüm kahpeliğine rağmen, hayata karşı dimdik ayakta durduğunu ve hatta hayatla dalga geçebilecek kadar güçlü olduğunu görebilselerdi. Bence görüyor olma ihtimalleri çok yüksek, ve eminim ki seninle hayatta oldukları yıllarda duyduklarından çok daha fazla gurur duyuyorlar... :)

Tarki dedi ki...

Başak,
Ne yazacağımı ne diyeceğimi bilemedim. Ama burada olduğumu bilmeni isterim.

Başak BAŞOL dedi ki...

Sevgili Tarki,

Üzülme...Ben yazarken çok zorlandım ve çok ağladım ama üzgün değilim.Bu kendimle verdiğim bir savaş,içimde ki herşeyi yazmam lazım,hepsi tükenene kadar...
Yanımda olduğunu bilmek çok güzel,çok teşekkür ederim..

Sevgiyle Kal..

Başak BAŞOL dedi ki...

Erkan,

Doğru yorumlayabildim mi yazılarını hiç bilmiyorum!!!Karışıktım daha karıştım.Ama şunu söyleyebilirim ki artık o evi gidecek bir yer olarak görmüyorum.Çünkü bana ait hiçbir şey yok orada,can acısı hariç...En büyük duam bir daha oraya dönmek zorunda olmamak...

Yorumun için çok teşekkür ederim...

Sevgiyle Kal...

Başak BAŞOL dedi ki...

Veragocuğum,

Sesini duymak çok hoş.Öyle alıp başını gitmene burada izin yok gördüğün gibi:)))

Herşey kalbimde yaşamaya devam edecek elbette ama şimdi inan daha hafifim..

Sevgiyle Kal...

Başak BAŞOL dedi ki...

Veragocuğum,

Sesini duymak çok hoş.Öyle alıp başını gitmene burada izin yok gördüğün gibi:)))

Herşey kalbimde yaşamaya devam edecek elbette ama şimdi inan daha hafifim..

Sevgiyle Kal...

Adsız dedi ki...

Yazdıklarını okuyunca içim acıdı. Hayat bazılarımıza malesef adil davranmıyor ve sende bunlardan birisin. İnsanın hayatında bazı keşkeler sanırım hep var ailen de bunlardan biri. Cemre ne güzel yazmış. şafak anne ve baban eminim ki izliyorlardır her şeyini eminim ki gurula takip ediyorladır seni. sakın kendini bırakma onları üzme. sen gardını indirisen bu hayata onlar daha çok üzülür biliyorsun.

Bence geçmişteki kötü tarihleri anmayı bırak artık. Hiç bir zaman unutulmayacaklar. Unutmadın. unutmadık.
Ama insan üzülüyor aklına getirince ve isyan ediyor neden ben diye.

bende çok isyan edesim geliyor neden ben diye ama sonra toparlıyorum güçlü oluyorum. yenilmedik hayata. belki 1-0 yenik başlamış olabiliriz. ama maç bitmedi.

üzme kendi. güçlü ol. güçlü olki hastalığınıda rahat atlatabilesin.

kalbinden sevgi hiç bir zaman eksik olmasın..

Başak BAŞOL dedi ki...

Hoşgeldin....

Evvelsi gün senden bahsedip şimdi andım ya muhakkak sesi çıkar demiştim...

Yeryüzünde anneme Şafak anne diyen iki kişi tanıdım.Biri artık benimle konuşmuyor.Diğeri hala beni çok seviyor.

Canım benim,adın bende saklı kalsın..Kalbin kalbimde kaldığı gibi...

BeD@rdeM dedi ki...

kaçırdığım yazını bugün okuma fırsatı yakaladım başakcım... tam da göğüslerimin altında bir yerde acı biber yanması gibi bi his yaşadım, anlatılmaz bi yutkunmayla gelen damlalar... acını paylaştın, paylaştım.. gökyüzüne dön ve gülümse, babam babanla tavla oynuyo olabilir belki de :))

Başak BAŞOL dedi ki...

Bedardemciğim,

Umarım ki beraberdirler ve oradan bize bakıp hakikaten yaptıklarımızla gurur duyuyorlardır.

Canım hiç birinizi üzmek istemezdim,nolur affedin...

Sevgiyle Kal...

SAYAÇ

Sitenizesayac.com