31 Ağustos 2008 Pazar

Senden Uzakta…

Bu bizim ilk uzun boylu ayrılığımız ;ayrılık demişken sen sadece tatildesin,kızınla…Yoksa bir görüşmeme kararı falan değil şu an bizimkisi…

Saçma biliyorum ama seni göremeyecek olduğumu bildiğim hiçbir güne uyanmak istemiyor bedenim.Bu haftayı atlamak istiyorum ömrümden.Akşamları boynum bükük,evin yolunu tuttuğumda gözlerim istemsiz ıslanıveriyor.

Sana söyleyemedim ama canımı o kadar sıkan suratımı tüm hafta sonu asan şeyin biri gidişindi sevgilim.Ama nasıl söyleyeyim ki bunu sana ,bana bile çocukça gelirken.Pazar sabahı dönerken tutamadım gözyaşlarımı ,bir hafta boyunca gidip gelemeyecek olmak o yolu komik ama acıttı işte canımı.

Aslında ölesiye korkuttu da bir haftalık ayrılığa içimden duyduğum bu tepki.Seni öyle bir yere alıp koymuşum ki içim de yokluğun fırtınalar kopartabiliyor.Oysa riskli bir ilişkiydi bu en başından beri benim için,koy vermek olmazdı kendini ,kapılmak imkansızdı.Öylesine yaşanmalıydı her şey,yarın bitse,kaldığı yerden devam etmeliydi hayat.

Ama olmadı işte,dinlemedi kalbim aklımın dediğini…Ne zaman oldu nasıl oldu ,ne vakit gözlerinin içine girdi hayat ,nasıl saklandı bir gülüşünün ardına mutluluk ben anlamadım.Ansızın sokakta yürürken yakalanabileceğin bir yaz yağmuru gibi ben de sana tutuldum,hayata tutundum galiba.

Bugün sensiz geçirdiğim ikinci gündü.Seni görmeden geçirdiğim ikinci gün,nasıl özledim seni bir bilsen.Bende ki üç beş tane resmine dönüp dönüp bin kez baktım belki de.

Sen bana sarılınca öyle müthiş bir duygu kaplıyor ki içimi,hiç kıpırdama zaman hiç akmasın öyle kalalım istiyorum.Hani tarifini yapamadığın duygular vardır ya işte öyle bir şey içimi kaplayan…Yarı huzur,yarı mutluluk,az aitlik,çok kadınsı,bol umut…

Halbuki sen öyle farklısın ki ,öyle durgun ,olgun.

Şükür ki ben tembelliğimden yazıyı bitirene kadar sen döndün geldin.Hatta öyle bir geldin kii…İçim içime sığmıyor.Var olduğun için,yanımda olduğun için,bir tesadüf tanıştığımız için,beni o gece görüp te beğendiğin için tekrar tekrar şükür ediyorum.Öyle büyük bir güç veriyor ki varlığın bana,sen varken her şeyle mücadele edebilirim.Elini elimden çeksen kayıp gidecek sanki altımdan dünya.

Bir büyük değişim var sen girdiğinden beri hayatımda ,eskiden asla vazgeçemem dediğim her şey artık bir ufak ayrıntı.Seninle yaşadığım her anı beynime öyle bir kaydediyorum ki sensiz olduğum zamanlarda tekrar tekrar bir filmi izler gibi gözümün önüne getirip,keyifleniyorum.Suratımda anca liseli bir kızda görebileceğin bir tebessüm,gözlerim uzaklarda…

Evet,Keyif…Doğru kelime bu galiba ,seninle geçirdiğim her an bir büyük keyif.Bana her dokunuşunda sen fark etmiyorsun ama başka bir dünyanın kapıları aralanıyor bana.Ben hiç bilmediğim bir şeyi yaşıyorum ve inanılmaz keyif alıyorum.Durgun bir suyun kıyısında yavaş yavaş sallanan bir küçük kayık kadar huzur doluyum ama içimde varlığının kopardığı görünmez fırtınalarım var.

İlk defa hissettiklerimi yazarken kendimi ifade etmekte aciz kalıyorum.Ve bundan bile zevk alıyorum.Gözlerimi bir anlığına kapatıyorum ve gözümün önüne ellerinle yüzümü okşayışın geliyor.Gözlerin geliyor,o bir şeyler anlatırken alnının şekil değiştirişi geliyor ve hınzır hınzır gülüşün geliyor.

Biliyorum sen abartı diyeceksin ama yeryüzünde sanırım hiçbir erkek hiçbir kadını senin beni mutlu ettiğin kadar mutlu edemez.Yada var olduğun için benim kadar mutluluk duyan ikinci bir kadın var mı bilmiyorum.

Her şey için milyonlarca kez teşekkür ederim.Hep böyle kal…

16 Ağustos 2008 Cumartesi

Ne Güzel Güldün O Akşam Bana…

Bu kez daha önce yapmadığım bir şey yapıp,var olana ,yanımda olduğu için çok mutlu olduğum o benim için eşsiz ama aslında herkes için sıradan olan adama yazacağım.Özlediğinize,ulaşılamayana yazmak her zaman daha kolaydır.Çünkü bir özlem vardır ortada,ve kalpte ki o buruk acı kendiliğinden yazdırır adama…Ama bu kez yanımda olana,elini tutabildiğim,gözlerinin içine bakabildiğim ,birlikte zaman geçirebildiğim O adam gibi adama yazacağım.

Evet canım ;belki de kızacaksın ama bu satırlar sana;

Aslında sadece varlığın üzerine bir düşünceyle başladı yazma fikri.Çünkü belki özlediğimden,çok fazla yoğundu beynimden geçenler ve bu kadar yoğunsa duygular yazılmalı ve paylaşılmalıydı.Sonuçta bu mektup sahibine,yani sana…

Var olduğun için ,yanımda olduğun için,hayatının en azından bir kısmını benimle paylaşmaya değer bulduğun için çok teşekkür ederim.Ellerin hep o kadar sıcak ve şevkat dolu olduğu için,daima sabırlı ve anlayışlı olmayı başardığın için,benim tüm boş vesveselerime gülümsemeyi başardığın için,en zor anlarımda varlığını hissettirdiğin için teşekkür ederim.

Beni hayata ve hala düzgün insanların varlığına tekrar inandırdığın için,savaşacak gücü aşıladığın için,her sabah ilk aklıma gelen şey olduğun için,seni kıskanmamdan zevk alıp eğlenebildiğin için,gözlerimin içine bakabildiğin için,bir yerde oturduğumuz zaman elini omzuma attığın için,bana yiyecek diet bir şeyler bulma çaban için,durmadan alıp verdiğim kilolarla dalga geçtiğin için,her aldığın şeyi bana mankenlik yapıp gösterdiğin için çok teşekkür ederim.

Kızını bu kadar çok sevdiğin için ,artık ölmüşte olsa bilmeden babamla barışmamı sağladığın için,varlığın bana huzur verdiği için,tam bir geveze olan benim tüm konuşmalarımı dinlediğin için ve her şeyden ötesi o içimi aydınlatan muhteşem gülümseyişin için sana çok teşekkür ederim.

Evet sevgilim,kedileri sevmemen,aşırı titiz olman,sabahları beni geç kalacağız diye strese sokman,camda ki kedileri severken yakaladığında kaydığın fırçalar,pişirdiğim kahveyle dalga geçmen,evden çıkarken milyon kez etrafı kontrol etmen,yaptığın ütü ayinleri,detaycılığın,iş kolikliğin,bazen tuhaf bir şekilde umursamaz birine dönüşmen,illede kendi yastığım diye tutturman beni sadece gülümsetiyor.Çünkü o neşeli anlarında ki tek bir gülümsemen içimi yaz güneşi gibi ısıtıveriyor.Çünkü sanırım bir insanı sevmek ;bütünüyle sevebilmeyi gerektiriyor ve sanırım ben seni seviyorum sevgilim.



19 Nisan gecesi Emre Aydın konserine gitmeme sebep olduğu için ve o konsere gelip benle karşılaşmadığı için bana bir şans vermeye gerek bile duymadığın için ve dolayısıyla seninle tanışmama sebep olduğu için sahibine mektuplarda onlarca mektubu olan SA’ya ve o gece o konseri verdiği için Emre Aydın’a bu satırlarda teşekkür etmeyi borç bilirim…


Sevgiyle Kalın…

21 Temmuz 2008 Pazartesi

Sensiz Bir Pazar Gecesi

Aylar sonra ilk defa parmaklarım yazmak için buluştu klavyeyle.Oysa bunca gündür ne çok şey vardı yazmak istediğim…Yazmaktan korktuğum,çekindiğim,okunmasını istemediğim.Ne çok korkum vardı halbuki bunca zamandır yazarak paylaşmak istediğim.

Neyse ki Eylül sensiz olmak istemeyerek imdadıma yetişti adeta.Onun gözyaşları benim kilere galip geldi ve seni bu gece kapan o oldu.Hem öyle ya onun babası benim sadece erkek arkadaşımsın…

Bin kere sordum kendime neden girdim bu ilişkiye diye.Neden izin verdim seveceğini bile bile kalbimin seni seçmesine.Oysa haftalarca kaçmadım mı ben senden.Her görüşme talebine bin tane bahane uydurmadım mı?

Biliyordum taa en başından görebiliyordum;üzecekti bu ilişki sen üzmesen bile beni.Nasıl oldu ne zaman oldu ne çabuk oldu..Sevdim işte seni.Hani bir kere uykumdan sıçrayıp,gidiyorsun sanıp korkumdan demiştim ya seni çok seviyorum ben diye…Hani sende sade bir canım benim demiştin ya…

CANIM BENİM;ne çıkarmam gerek bu iki kelimeden…Senin sevgini söylemeyi sevmeyen bir adam olduğunu mu ? aslında bana karşı o kadar da yoğun duygularının olmadığını mı?zaten her gün sevgimi gösteriyorum bir de söylemeye ne gerek var diye düşündüğünü mü? Yoksa yalnızca yalnızlığı sevmediğini benimle yalnızlığını paylaştığını mı????

Bunları sana söyleyemem ama ben, daha bir çok şeyi söyleyemediğim gibi.Ne bekleyebilirim ki başkasının olan birinden.Sen aslında hiçbir zaman benim olmadın olmayacaksın ki…

Bu gece seni alan Eylül’dü yarın belki Ayşe.Nasıl söyleyeyim sana her gece kabus diye Ayşe’ye geri döndüğünü gördüğümü.Sabahları kalkıp bunun için gözyaşı döktüğümü ,bin kere aklımdan seni terk etmek geçtiğini de bir türlü beceremediğimi…Bir gün beni bırakıp gideceksin diye içimde korkular biriktirdiğimi.Sırf bu yüzden sana alışmamaya çalıştığımı ama kalbime söz dinletemediğimi …

İçimde öyle büyük bir hüzün var ki…Anlatamıyorum bile paylaşmak istediklerimi.Çareyi gene kendimi yola vurmakta buluyorum.Yol arkadaşım ,kara kızıma atlayıp trafiği felç ediyorum.Bu kez bana eşlik eden Sezen Aksu.Ses gene sonuna kadar açık,ayağım gazın hep üzerinde,basıp duruyorum.Şuurumu yitirip,ağlamaktan gözlerimin şiştiği bir anda soğuk bir şey içip sakinleşebilmek için yol üstünde bir BP istasyonunda duruyorum,deli bir öfke var içimde.Elimde sigaramla arabamdan iniyorum ve marketin önünde sigarayı tellendirmeye devam ediyorum.Sonunda öfkemi çıkaracak biri geliyor ve adamın biri gelip sigarayı söndürmemi söylüyor.Ben de de film o saniye kopuyor.Ağlayan sinirli bir kadına asla yanaşılmaması gerektiğini o adam bu akşam öğrenmiştir sanırım…

Sonra eve geliyorum tüm bunları yazarken sen arıyorsun.Eylül’ü almışın .Kızdın biraz galiba diyorsun bana.Tabii ki kızmadım diyorum anlayışlı sevgiliyi oynuyorum.Sesim titriyor gözümden akan yaşları hissetmeyesin diye çarçabuk telefonu kapatıyorum.Sana kızmadım sevgilim.Nasıl kızayım ki ?Mantıklı hiç kimse bir kız çocuğunun babasının yanında uyumak istemesine kızmaz.Sadece tüm bunlar bana çok ağır,yaşamadığım yaşamak istemediğim türden.Sanki ben fazlalığım aranızda.O kadınım,adı ağza alınmayan bir hayalet gibi hep ortada olan ve hiçbir hakkı olmayan.

Sana kızmadım sevgilim ,var olduğun için her gece şükrediyorum,benim kızgınlığım zamana….

23 Haziran 2008 Pazartesi

Babalar Günü Özel…


Biliyorum babacığım geç kaldım yazmaya,babalar gününü kutlamaya.Zaten bizim her şeyimiz geç kalmadı mı seninle.Çok geç kurmadık mı aramızda ki o babalarla kızlarına ait özel bağı.Sonra sen de annem gibi aldın başını gittin babacığım.

Biliyor musun kimselere söyleyemedim,belki sessizdi gözyaşlarım ama annemden daha çok yaktı canımı ölümün baba.Sen ,her ne kadar kendi ayaklarımın üzerinde dursam da benim güvenimdin baba.Aramızda bir sırmışcasına biliyordum hep başıma bir şey gelse koşar gelirdin,korurdun beni.Belki sevgini gösteremedin hiç,söyledin de zaten ama biliyordum artık beni sevdiğini.

Şimdi yaşıyor olsan ne çok gurur duyardın benimle babacığım.Oysa ben o son günlerinde bir çaba benle her ilişki kurma girişiminde nasıl da acımasızdım.Senin attığın her köprüye sırtımı döndüm ben.Çünkü içimde biriktirdiğim yalnızlıklarım,öfkelerim vardı benim.Bir suçlu lazımdı bana,o da sendin baba.

Keşke daha çok sevseydin beni,küçücük bir kızken baba.Mesela birlikte parka gitseydik,salıncakta sallasaydın beni.Sadece ikimiz bir şeyler yapsaydık.Ne bileyim futbol maçı da olsa birlikte bir yere gitseydik.Belki senin için Beşiktaşlı bile olurdum ben baba.Oysa şimdi elimde sadece birkaç silik anı var sana ait,bize ait.Ne zaman korksam odamda ki hayaletlerden sana sığındığım biri,kalbindeki suni kapakçıkların tık tık sesleri diğeri.Bütün çocukluğum o sesi dinleyerek geçti.Sanardım ki tüm babaların kalbi öyle atar.Ninni gibi gelirdi bana hep.Ama gün geldi o tık tık durdu işte baba.Çok erken bırakıp gittin beni baba.

Bak bir doğum günüm daha kapıda ;hani söz vermiştin bana bu kez çikolatalı pasta yerine daha kalıcı bir şey alacaktın bana.Üstelik şart mıydı 24. yaş günümde öğrenmen çikolatalı pastadan nefret ettiğimi.Razıyım kalıcı olmasın hediyem,meyveli olmasın pastam ama sen yanımda ol be baba.

Sen hep merak eder sorardın bir umutla ya, her gelen telefona erkek arkadaşın mı diye.Belki korkardın sen bu dünyadan gidince beni yalnız bırakmaya.Bir erkek arkadaşım var baba.Görsen sever miydin bilmiyorum.Beni mutlu ettiği için severdin hiç şüphesiz.Hem o da senin gibi kedilerle arası pek iyi değil.Üstelik birde kızı var baba.Geçen gece biz birlikteyken kızı aradı baba.İyi geceler demek için babasına,öyle içten karşılık verdi ki arkadaşım iyi geceler babacığım diye kızına.İçim cız etti baba.Sen neden hiç bana öyle içten iyi geceler demedin.Ama bak şimdi anımsıyorum,geceleri gelir uyumuş muyum diye kontrol eder,ışığı söndürürdün.Bense elektrik tasarrufu yaptığını sanırdım baba.

Ben o evde yaşarken bana bir kere bile seni seviyorum demedin baba.Belki kendi babasızlığından,belki sevgini göstermeyi becerememenden.Keşke daha çok sevseydin beni baba.O kadar derin yaralar açtın ki ben de ,yerine koyamadım ben senin sevginin,bulamadım ben hiç bilmediğim sevginin eşini bu dünyada baba.Oysa şimdi burada olsan beni hiç yatırmadığın dizine yatırsan artık kızıl olan saçlarımı okşasan,ben ağlasam tüm başımdan geçenleri anlatsam bir kerede ,beni tüm bunlar olurken korumadın bari şimdi koru desem ve sen bir daha hiç gitmesen.Çok mu bu isteğim baba.


Belki yaşarken ben de sana hiç söyleyemedim;


Seni Seviyorum Babacığım…

Kızın Başak.

8 Haziran 2008 Pazar

Mutlu Sonlarda Var Bu Hayatta…Sakın Yılmayın!

Son birkaç hafta öyle bir hızla ve bir o kadar da yoğun geçti ki açıkcası ne yazı yazmaya ne de yayımlamaya fırsat bulamadım.İtiraf etmeliyim ki ne yazacağımı da pek bilemedim.Ne hissettiğimi kime hissettiğimi kendim bile bilmez ve daha da vahimi oturup neler olduğunu düşünecek vakit bulamazken kafası karışık yazılar yazmaktan kaçmaktı sadece benimkisi.

29. yaş günüme günler kala artık sonunda benim de bir sevgilim var.Artık sabahları güne onun günaydın mesajları ile başlayıp,öğlen aralarında gün ortası dopingi alıp akşamları buluştuğum biri var.Bu yeryüzünde biri şuan ne yiyip içtiğimi ,uykumu alıp almadığımı,mutlu olup olmadığımı fazlasıyla önemsiyor.Devamlı unuttuğum ev kiramı ödeme tarihlerimi anımsatıyor,doktor randevularımı benden çok önemsiyor ve beni gözünden bile sakınıyor.

Hala hazırda bana beni sevdiğini söylememiş bile olsa da daha emekleme seviyesinde olan ilişkimizde yemeğimi daha tatmadan tuzladığımı,sabahları uyanmakta güçlük çektiğimi,her gün ne giyeceğimi düşünmekten çok sıkıldığımı,işime çok değer verdiğimi bilip önemsiyor.

Tabii önemsenmeye ve böylesi derin bir ilgiye alışık olmayan ben, şu an ciddi bocalıyorum.Bir şeyler yanlış mı gidiyor diye sürekli kendimi kontrol ederken bu arabesk tarafımın her şeyi bozmasını önlemek içinde fazladan efor sarfediyorum.

Gene de tuhaftır,belki de bunca kötü tecrübeden olsa gerek,hayaller kurmuyorum,her saniye elimde telefon boş sebeplerden onu rahatsız etmiyorum.Hayatına müdahele etmiyorum.Kendimi her an en kötüsü olacakmışcasına hazır tutuyorum ama doğru mu yapıyorum onu da bilmiyorum.

Her şey bir yana artık benim de bir sevgilim var ve bunun tadını çıkarmalıyım.Umarım bunca zamandır acımı paylaşan,kalp kırıklarıma ortak olan herkes de benim kadar şanslı olur bu yaz…Haddime düşmeyecek bir tavsiye;sakın dilemekten vazgeçmeyin.İstediğiniz sadece biraz olsun sevgiyse ,muhakkak biri çıkacaktır sevmeye gönüllü…

Herkese mutlu sevgi dolu bir yaz dilerim.

Sevgiyle Kalın.

21 Mayıs 2008 Çarşamba

Dünya Bana Ağır Geldin.

Biliyorum hiçbirimize çokta mutlu şeyler yaşatmadın sen.Ama kendinden yanadır ya hep yürek sanki bana biraz daha fazla çektirdin.

Ben güçlü durmaya çalıştıkça sen daha da üstüme geldin.Hiç yorulmadım yıllarca sana bağırmaktan kafa tutmaktan,yanlış gördüğümü düzeltmekten,ihtiyacı olana yardım elimi uzatmaktan.Ama sen hiç durmadın,git gide arttı verdiğin acıların şiddeti.Sevdiklerimi aldın,hayallerimi çaldın,beni yerden yere çaldın gene de vazgeçmedim.Hayat bu bana da bir gün güler elbet dedim.Şükretmeyi denedim.Eğer bir sınavsa bu üzerimde test ettiğin ben artık devam edemiyeceğim.Zil çalsın ben gideyim,ya da boş kağıt verip ardıma bakmadan kaçayım.Ama benden bu kadar,elimden gelenin en iyisi bu…Daha fazla üstüme gelme nolur.

Ölesiye yorgunum artık, bir ay sonra 29 yaşıma değil 69 yaşıma girecekmiş gibiyim.Belki bedenim değil ama kalbim yaşlandı artık.

Tamam sana çok teşekkür ederim,bana iyi bir iş verdin,başarı verdin.Hayal edebileceğimden fazlasıydı belki.İyi kötü bir evim var,her köşesini emeğimle yaptığım baktıkça gurur duyduğum.Bir kedim var ayak ucumda uyumakta şimdi.Aşağıda otopark ta kara kızım sabahı beklemekte birlikte uçalım diye.Bunlar için sana çok teşekkür ederim.

Ama hala yatağımın sağ yanı boş.Başımı dayayacak,yalnızlığımı paylaşacak bir omuz yok.Ne kırmızı rugandan minicik bir ayakkabı var dolapta,ne de bir takım üniforması dolapta.Evet bu evi ben yaptım emek emek ve şimdi gördüğüm tek şey içi bile boşalmış koca bir yalnızlık.

Hadi diyelim bunları veremedin bana ,bari huzur ver be hayat.Nedir senin benle şu derdin?Neden şu içinde ki insanlar bu kadar riyakar,bu kadar iki yüzlü ,canım dediklerim yarın can düşmanım.Neden hep asılı sırtımda her an saplanmaya hazır bir bıçağın gölgesi.?Madem bir yerlerde herkes bu kadar kirlendi beni neden böyle bıraktın.Izdırap veriyor insanların bu halleri.

Tam diyorum ki evet işte bu benden,hala içinde insan sevgisi kalmış biri…Dokunduğum an hiç tanımadığım biri oluyor o benden dediğimde.Öylesine umutsuzum ki artık madem yok bir çıkış yolu bana bu dünya da o zaman ben gördüm göreceğimi yaşadım yaşayacağımı gel bitirelim artık şu sınavı.Çek fişi bitir artık şu benim işimi.Ne beni günaha sok ne birilerini utandır,sen bilirsin yapacağını.Bir ufacık kaza yeter bana.O çok sevdiğim kara kızımla …Ne onu bensiz bırak ne beni onsuz…Bana kara kızımdan bir mezar yap,son bir yolculuk hazırla bizim için .Yalnız olalım,onun rengi gibi benim kalbim gibi karadan bir son yolculuk.Geçir bizi o son kara kapıdan.Belki ardında vardır bir aydınlık…

18 Mayıs 2008 Pazar

Güneşi Görmez Oldu Gözlerim…

Oysa ben her bahar başlangıcında kendimi mutlu hissederdim.Bir de üstüne aşıksam farkım kalmazdı kış sonrası güneşi bulmanın mutluluğundan kaldırımlara yayılan kedilerden.

Bu bahar hiç gülmedi gözlerimin içi,hiç hissedemedim mutluluğu.Mutluluk şöyle dursun,gözlerim görmez oldu güneşi.Bir koyu mutsuzluk var içimde ;sebebi sen.

Sen muhtemel çokça kafası karışık ama hiç beklemediğin birinin aşkını haykırmasından oldukça mutlu,gururu okşanmış,güveni tazelenmiş bir haldesin.Üstelik herkesten uzak kısa bir molanı da vermişsin.

Ya ben;bir sabah sadece bir günaydın yazıp yollasaydın bana,günlerce gülecekti gözlerimin içi,çiçeklerim açacaktı,bahar beni de koynuna alacaktı.Sadece beni düşündüğünü anlatan bir günaydın’dı beklediğim.Çok mu fazla şey istedim.

Oysa sen her gün daha da kaçtın uzaklaştın benden.Ne hissettiğini bir türlü söylemedin.Ben bağırdıkça dünyaya seni sevdiğimi,sen beni daha da yalnız bırakıp gittin aşkınla.

Şimdi öyle çaresiz öyle umutsuz öyle bitiğim ki belki sen bile çare olamayacaksın dönüp gelsen bu bende açtığın yaralara.Beni o kadar yalnız beni o kadar sensiz bıraktın ki tahmin edemeyeceğin hallerdeyim.


Önce ben senin için bir düştüm,şimdiyse sen benim için.Ama zaten ben hep senin için ikinci bir yoldum.Birinci yolun sonuna vardığına karar verdiğinde senin için hazır bekleyen ikinci bir yol…

Ya ben;seçtiği tüm yollar çıkmaza varmış,çokça yara almıştım vardığımda yanına.Sandım ki dinlenebilecektim artık burada,sandım ki artık fırtınalar yok,sandım ki artık bende sevildiğimi hissedebileceğim.Oysa ki hepsinden daha çok yaktın canımı.Yok o kıymaz bana,taş olsa çatlar,razı gelmez ,görmezden gelemez bu bende ki acıya dedim.Geldin.Yokmuşum gibi davrandın,duymazdan geldin haykıran sesimi,bilmezden geldin bu bende ki sevgiyi…

En kötüsü de ne biliyor musun sevdiğim; sen bana ne git ne de kal diyemedin.Gün be gün beni bıçak gibi biledin.Dur bekle desen,umursamaz zamanı beklerdim.Git desen,hak verir ,hiç gücenmez yarama tuz basar gene de giderdim.Kal desen dağları deler kimseleri umursamaz yanına gelirdim.Ama sen bana hiçbir şey demedin.Beni kör bir karanlığa mahkum ettin.

SAYAÇ

Sitenizesayac.com